günümüzde nedense devrimci kesimin çok sahiplendiği ve o zamanlar mağdur olanlar sadece kendileriymiş gibi gösterdikleri, ülkücü kesimin alayının ''disko disko disko disko umtısdumtıtıtısdumtıs'' diye orda burda dolaştıklarını sandıkları, yurdumun kara günü... o yıllarda mağdur olan türk milletiydi, solcu ya da sağcı biri değil... solculardan da asılan oldu, sağcılardan da... paul henze'nin söylemiş olduğu tek cümle zaten itin bokun kim olduğunu çok iyi açıklıyor:
herkesi; sadece 12 eylül darbesini değil tüm darbeleri eleştirmeye çağırdığım berbat tarih.
lütfen; arkadaşlar favori darbeniz olmasın. darbe dediğimiz şey sadece kendi yoldaşlarımızın canına kıyıp, sadece kendi kitaplarımızın, bizim görüşümüz doğrultusundaki hayatların canını yakmadı.
bugün kenan evren'in yargılanması elbette çok önemli ve yargılanmalı da; ama bu başlık altında ergenekon'a da gereken önem verilmeli ve her bir darbe, darbe planı vs. için aynı tepki yansıtılabilmelidir.
darbe iyi bir şey sananlar,
darbe; susmaktır!
darbe; bildiğini zorla unutmaktır!
darbe; ölümdür!
memleketimizde yapılmış en sert 2 darbeden biridir. bütün siyasi görüşlere darbe indirmiştir. ne var ki bu darbenin altında toparlanamayan sol kendisinin yok edildiğini düşünmüş, her şekilde, sürekli bu darbeyi kınamıştır. ama aynı şeyleri 27 mayıs için düşünmezler. halbuki 27 mayıs 80 darbesi gibi bir darbedir. vuruculuğu aynıdır, içlerinde idam boldur. 27 mayısta ne olup bitmiş bilmiyoruz bile tam olarak. ayrıca 27 mayısta bir başbakan idam edilmiştir (+ 2 bakan). demek ki neymiş? solcuların yaptığı darbe karşıtlığı değil, kendi menfaatlerini korumakmış.
türkiye'nin tarihinde yaşadığı zor günlerin en önemlisidir. özgür düşüncelerin engellendiği, bir çok okur yazar ve öğrencinin ve hatta bir o kadar masum insanın yargılandığı işkence gördüğü kara bir gündür. basına sansımayan dedelerimiz ve babalarımızın anlattığı bir o kadar da olay meydana gelmiştir. köşe başları kurbanlık kesim alanı gibi kanlar içinde yatan insanlarla dolmuş kardeşleri birbirine düşman etmiş, katil etmiş bir gündür. bugüne kadar insanlar konuşmak korkar hale gelmişler. işkencelerde gördükleri hasarlar sebebiyle yıllar içinde acı çekerek ölmüştür. insalar ailelerinden sebepsizce ayrılıp bilmedikleri bir şehirde bilmedikleri bir ortamda acı kelimesinin tarif edemeyeceği derecede zor günler yaşamıştır o gün doğan çocuklar ölü doğmuştur bu vahşeti ve bunun neden olduğunu yazmaya ve belirtmeye gerek var mıdır bilmiyorum ama ben 12 eylül'de bir garip oluyorum. tüylerim diken diken oluyor ve gözlerimden yaş geliyor, kendimi insanların o annelerin babaların yerine koyuyorum zor azizim. üstüne biz bunu yapan insanları hala gözümüz gibi bakıyor köşkümüze davet ediyoruz. bu dünyadan kolayına gitmek yok o ismini anmak istemediğim lanet herife! sen hakettiğin gibi öleceksin, ölmeden önce yaptıklarının hesabını vereceksin paşa! sen öyle kolay ölemezsin sana kolay ölüm yok! ölmeyeceksin her gün acı çekeceksin biz karşına geçip seni izleyeceğiz önümüzde susuzluktan gebericeksin ve biz lütfedip senin suratına işemeyeceğiz acı içinde gebereceksin!! ellerim ve ayaklarımın titreyerek son veriyorum ve tekrar söylüyorum.
(bkz: ölmeeee ulaaaaaan!)
türkiye'nin sığırlaştığı gün. sığırlaştırıldığımız gün. haber kanallarında haber bulamadıkça sokağa inen muhabirlerin gençlerin durumunu haber yapmasına yol açan gün. ayrıca yüz binlerce kişinin fişlendiği, yüzlercesinin hakkında idam kararı alındığı, on altı yaşında bir çocuk için bile * idam kararı verilebilecek kadar canileşildiği gün. türkiye yi yirmi belki de yüz yirmi yıl geriye götüren gün. kanlı gün.
12 eylül 2009, sorumlular hala cezalarını çekmemekte.
şimdilerde akıttığı kanlarla resim yapan bir manyağın eseri olan gün.
Cumhuriyetin, demokrasinin kara bir lekesi,simgesi bu tarih.. Gerekli miydi,gereksiz miydi, kahvehane tabiriyle "başka ülkelerin bir oyunu muydu" bilinmez ama tarihimizin önemli bir günüydü. Ve bugun 2009 tarihinde türkiyenin en çok satan gazeteleirnden olan hürriyet gazetesinde ilk sayfada tek haber. ilk sayfada olmadığı gibi gazetenin tamamında tek karelik bi haber başka haber yok.
(bkz: doğan yayın holding)
"her sene her sene aynı haberler sıkıldık, hep aynı monoton haberler, isabet olmuş" deiğiniz duyar gibiyim. o dönem ,işlenen faili meçhul cinayetler, usulsüz yargılanmalar, işkenceler bi yana ülkenin bu dönemde sonraki yeni siyalsal yapılanmanın sonuçlarını günümüzde çok net bi şekilde görmekteyiz. böylesine önemli bi süreçte irdelenecek, araştırılacak hatta gazetecilik perspektifiyle haber yapacak o kadar malzeme var ki ama hürriyet bulamamış, ve ne acı tesadüftür ki aynı gazete aynı zamanda akp muhalifi bi gazeteciyi işinden kovmuş * ve tüm bu süreç söz konusu holdingin vergi davası cezası ile sonuçlanan süreçte olmuştur.
Basının tarafsızlığı ilkesi malesef tekrardan güvenirliliğini yitirmiştir. Aradan 29 yıl geçmesine rağmen askeri cunta gitmiş yerine ekonomide sıklıkla kullanılan gizli el müdaheleleri gelmiştir.
dönemi anlatan bi hikaye olarak, 2004 uçan süpürge en iyi senaryo ödülünü alan yorgan kısa filmini izlmenizi tafsiye ederim.
tüm vatan sathında oluk oluk kan akıyorken; zamanın hükümetince, sıkıyönetim komutanlıkları vasıtası ile hemen her ilde olmadık yetkilerle donatılmış komutanların, kanayan yaraya bir türlü merhem olamazlarken, ülke yönetimini ele geçirdikten sonra olayları bıçak gibi kesmeleri, son derece manidardır.
- gerek sebepleri ve gerekse, sonraki on-yılları etkileyen sonuçları itibarı ile türkiye cumhuriyeti tarihi'nin kara bir günüdür.
"gazete alırdık. gündemin son durumunu merak ederdik. bir o kadar da korkardık, okurken yakalanmamak için. gazeteyi iç çamaşırın içine defalarca katladıktan sonra koyar, çalıştığımız fabrikanın tuvaletinde ya da evde perdeleri çekip karanlık bir ortamda okurduk. zordu. okuduğun gazeteye göre yaftalanır. etiketlenirdin. bunlar iyi ihtimal. bir diğer ihtimal ise, bir köşe başında infaz edilmek. sebep nedir? infaz edenlerin karşı görüşüne sahip bir gazeteyi okumak..." babam.
videonun başında 9 tutuklu götürülürken, bir tutuklu kaçmayı başarıyor, oradaki asker "komutana 9 kişi var dedim, şimdi ne yapacaz? şurdaki simitçiyi alın hemen" diye, oradaki masum simitçiyi 9. adam diye götürüyorlar. Ve o masum simitçi filmin sonunda idam ediliyor.
işte o gün sırf adam eksik olmasın diye, 9. suçlu diye masum simitçiyi idam ettiren zihniyet ile bugün askerine pimi çekilmiş bomba veren komutan ın zihniyeti arasında ne fark var? 9. suçlu diye masum simitçiyi idam ettiren zihniyet ile özel harekat timlerini veya profesyonel komandoları terör bölgesine göndermek yerine daha 75 günlük asker olan rütbesiz eri göndererek onun şehit olmasını sağlayan zihniyet arasında ne fark var?
bu zihniyet yüzünden bu ülke gelişmiyor, ilerlemiyor, günlük sorunlarla uğraşmaktan geleceğini planlayamıyor. işte bu memeleketi geri götüren zihniyetin temelleri maalesef 12 eylül 1980 darbesi ile atılmıştır.
feysbukta haydi 1 milyon kişi olup dünyaya gösterelim gücümüzü gibi saçma sapan işler peşinde koşan güzide türk gencinin ortak doğum günüdür. ben çok düşündüm, yunanlar bir genç öldü diye günlerce polisle çatıştı, biz de burdan feysbuk aracılığıyla destek verdik, bush'a ayakkabı fırlatan adamı bağrımıza bastık, ama nedense ankara'da o öğrencileri esnafla polis beraber coplarken sadece televizyonun karşısında oturmakla yetindik. demek ki kanıtlamaya çalıştığımız kadar duyarlı değiliz, daha doğrusu sikimizde değil.nice mutlu seneler bizlere, hepimize. *
o günlerde işkence yapanlar şimdi birilerinin babası ,dedesi, dayısı amcası olarak normal hayatlarını yaşıyorlar . bu bana çok ilginç gelmiştir. aillerine ne anlatıyorlar nasıl açıklıyabiliyorlar yapılanları.
faşist cuntanın 29. yıldönümü.Ülkemizin bir kez daha faşizmle sindirilmeye çalışılmasının yıldönümü , gençlik hareketinin gençlerle birlikte yok edilmesinin yıl dönümü , gelcegin söndürüldügü gün, kapitalist sisteme uyumun, işkencelerin, gözaltıların yıldönümü..sistemin kendini kutsamasının şanlı günü.12 eylül, neoliberal sömürü ve yıkım politikalarının yol açtığı yoksulluğun her geçen gün büyümesidir..12 eylül gericiliktir, 12 eylül bir ülkenin insanlığının yokedilip robotlaştırılması harekatının başlangıç tarihidir.gencecik yaşamların akıp gittiği gün.darbecilerin halen yargılanmadığı ve yargılanmasını talep edenlerin de halen terörist sayıldığı, tarihimizin en kara günü.