" Kaosu başlatan el ile darbeyi başlatan el aynıdır " cümlesinden bir şey anlamayan yazarların " 77-80 arası sokağa çıkanların can güvenliği yoktu " diyerek savunmaya çalıştığı amerikancı darbe. Ben de onu diyorum işte. sokakta rahat rahat yürüyememenin sebebi darbenin zeminini hazırlayan, halka silah dağıtan ve onları kışkırtanlardır.
12 Eylül 1980 darbesinde Sadecelar solcular değil ülkücüler de idam edilmiş, işkenceden geçirilmiştir. Sakın 50 yaşlarındaki bir ülkücünün yanında evren'i savunmaya kalkma.
Ayrıca ne sovyetçiyim ne de amerikancıyım. Solcu bir kemalistim. Natocu ya da avrasyacı değil.
Biz de diyoruz ki kaosu başlatan el bir tane el değildir bir tane elin başlatmadığı kaos da ancak tepeden inme yöntemle bitirilir. ..
iki vatandaş tanıyorum birinin dükkanına bomba attılar solculara haraç vermedi diye diğerini direksiyona kilitleyip taksisiyle beraber yamaçtan yuvarladılar sağcılar arabası kızıla çalan renk diye bunlarınki miydi amk bizi aydınlatacak kafa.
istanbul Üniversitesi yurtları ağzına kadar silah doluydu hepsini amerikanlar mı verdi zannediyorsunuz nedir anlamadım ki.
Ülkede nice zamanlar yaşanmış olan kahpe darbelerin bir tekrarından ibrettir sadece . Ülke 20 yıl geriye gitmiştir. Kökeni ne olursa olsun fikri ne olursa olsun hükumeti halkın seçimlerde fesh etmesi gerekirdi kötü bir şey varsa bile. Velhasıl getirenin götürmediği bir yerde geleceğin anlamı kalmaz . Vesselam ...
Sonu iç savaşa doğru giden Kanlı Bir dönemin nihayetinde ordunun yönetime el koyması suretiyle gerçekleşen darbenin tarihidir. Dökülen onca kardeş kanları meğerse abd nin tezgahı imiş. Türkiyeyi sırf ımf liberal ekonomi ve küresel sermaye baronlarına yani emperyalizme peşkeş çekmek için zemin hazırlamak.
Etkileri hala devam eden darbedir. Darbe öncesindeki kaosun bilinçli olarak oluşturulduğu artık herkesçe kabul edilen bir gerçektir. 12 Eylül darbesi Türk milletini ait olduğu karakterden uzaklaştırarak, islamlaştırma (taassuplaştırma) ve etnik ayrışma yoluna sokmuştur. Bu tip bölünmeler sonucu baskıcı hiç bir güce karşı koyamayan Türk halkı, demokrasi illüzyonu içinde bir takım işbirlikçiler oligarşisi tarafından yönetilmektedir. Bunda 12 eylül rejiminin insanlara getirdiği apolitikliğin; pasifliğin etkisi büyüktür. Millet sosyal olarak yeniden bir hale gelmedikçe Türkiye'nin gerçek düşmanı olan bu işbirlikçiler oligarşisi elinde yönetilmeye; sömürülmeye devam edecektir. Değişen yalnızca isimler olacaktır.
Darbe tarihinde 3 yasindaydim. Tabi o gunu hatirlamam zor ama darbeden sonraki sancili zamanlari cok iyi hatirliyorum. Karne verirlerdi insanlara onlarla alinirdi pek cok sey. Askerlerin kahvehane bastıklarını insanları sira dayagindan gecirdiklerini anlatirlardi. Hatta rahmetli babam bile nasibini almisti o dayaklardan. Copu yiyince saati kirilmisti.
türk milletinin ziyadesiyle hakettiği olaylardan, zaten iki sene sonrasında darbecilerin yaptıkları referanduma yüzde doksanın üzerinde "evet" demişti vatandaş. akp'lilerin saray darbeleri, din kardeşlerinin 15 temmuz kalkışmaları da bunlardan. stadyumları doldurup c.i.a korumasında olduğu bilinen terör elebaşını alkışlamış halkın başına iyi bir şey gelecek değildi ya.
Cia güdümündeki türkiyede olandır. O dönem mit maaşları bile cia tarafından ödeniyordu. Halk zır cahildi. Devlet bir o kadar cahildi. Yetersizdi. Kıbrıs savaşında amerikan güdümünden çıkmanın bedelini ödedik. Ve bu durum 15 temmuza kadar sürdü. Hala Amerika bu ülkede çok güçlü. Ama her şeyin bir sonu var. Şüphesiz balikesirli amerikayı sevmez.
Türk siyasi tarihine 12 Eylül darbesi ile ilgili “Bizim çocuklar başardı” sözleriyle geçen eski Amerikan istihbarat Teşkilatı (CIA) ajanı Paul Henze hayatını kaybetti. Washington Post gazetesi, felç geçirdikten sonra 19 Mayıs’ta 86 yaşında hayata veda eden Henze’nin ölümünü dün yayımladığı bir portre ile duyurdu.
1974’te geldi
Henze, 1974 yılında Türkiye bürosunun başına getirildi. CHP ve Milli Selamet Partisi’nin koalisyon hükümetinin yönetimde olduğu dönemde Ankara’ya CIA büro şefi olarak geldi. Üç yıl burada çalışan Henze, bir dönem bakanlık da yapan eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ve istihbaratçı Enver Altaylı ile arkadaşlığıyla tanınıyordu.
Başkan’a o haber verdi
Paul Henze, 1977 yılında Ankara’dan ayrılarak merkeze döndü. Beyaz Saray’da başkana danışmanlık yapmakla görevli Ulusal Güvenlik Konseyi’nde CIA temsilcisi olarak 1980 yılına kadar görev yaptı. 12 Eylül 1980’de ordu darbe yaptığında bu haberi dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a veren kişi de Paul Henze oldu. Henze, gazeteci Mehmet Ali Birand’a daha sonra verdiği bir mülakatta Carter’a “Bizim çocuklar başardı” diye haber verdiğini anlatmıştı.
Paul Henze, Türkiye’de Papa ikinci Jean Paul’e Mehmet Ali Ağca tarafından düzenlenen suikastle ilgili teorileriyle de tanınıyor. Paul Henze, 1981 yılındaki suikastten sonra yazdığı “Papa’yı öldürme planı” isimli kitapla Ağca’nın Bulgarlar tarafından desteklediği teorisini yazan ilk isimlerden biri olmuştu. Ancak ABD Senatosu’nda 1991’de yapılan oturumlarda Sovyetlerin olayda parmağı olduğu ile ilgili teorilerin teşkilat tarafından teşvik edildiği ortaya çıkmıştı. Paul Henze’nin Abdi ipekçi suikastinde rolü olduğu yönünde iddialar da bulunuyor.
Paul Henze 1924 yılında Minnesotta’da doğdu. ikinci Dünya Savaşı’nda üç yıl Avrupa’da savaşan Henze, Harvard Üniversitesi’nde Sovyet araştırmaları üzerine master yaptı. Paul Henze 1950-52 yıllarında Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda, 1952-58 yıllarında da Almanya’da Radio Free Europe’da çalıştı.
Türkçe dahil 12 dil biliyordu
Daha sonra Ulusal Güvenlik Konseyi’nde birlikte çalıştığı Zbigniew Brzezinski ile de burada tanıştı. Henze hükümet görevlerinden ayrıldıktan sonra uzun yıllar Rand Corp isimli düşünce kuruluşu için analizler yaptı. Henze Türkçe, Rusça, Fransızca ve Almancayı akıcı bir şekilde konuşuyor, ispanyolca, Lehçe dahil 12 dil biliyordu. Henze’nin 6 çocuğu var.
sırf milliyetçi oldukları için, ülkücüleri idam eden ve işkence yapan vicdansız darbeciler, mezarında dik otura inşallah.
Ülkede darbeye sebebiyet veren lanet komünist teroristler de kahrolsun.
Türk ordusuna ve askerine ezelden alerjik mainstream solcu medyanın, devasa reklam kuvvetini de kullanarak sistematik olarak kötülediği, şeytanlaştırdığı, lanetlediği ve kamuoyunu bu yönde kanalize ettiği vaka.
Dünyada cok daha kötü örnekleri mevcuttur. (Örn; şili. Ki şilideki darbe de haklidır. Kimse demokrasiyle geldim diye devleti sosyalist diktatörlüğe çeviremeZ)
Halk arasında da gayet olumlu karşılanmıştır. Kenan evren 2010 yıli oncesine kadar universite öğrencileri tarafindan alkişlanıyordu. Gittiği her yerde atatürk gibi karşılanıyordu.
Ayrica oldukça abartılan pis kaka yönleri kadar çok olumlu yönleri de vardır. 1-Toplumu terorize eden radikal sol genellikle alevi kimlği üzerinden örgütlendigi için alevilere yönelik büyük pogromların önüne geçilmiştir.
2-türk aşırı sağının kadroları dağıtılmış, o günden bu yana da o günkü nitelikte toplanamamıştır.
1980 darbesi halkın gözünde kötü bir olay değildi demiştik, evet, taaaa ki liberal-sol-islamcı ittifakı onu tekrardan gündeme getirene dek. Solcu liberaller islamcilar tarafindan nasıl kerizlendiklerini 1980 ortamı simdikinden daha demokrattı diyerek dolaylı yoldan kabulleniyorlar zaten.
Ne diyordu bir alman menkibesi " biz o papazı teslim etmeyecektik".
tarihte hiç bir olay yoktur ki öncesinden ve sonrasından bağımsız değerlendirilebilsin. 12 eylül darbesi de öyle… ama, darbe günlerinden uzaklaşıp o yılları yaşamamış nesiller yetiştikçe darbe sonrası sürekli gündemde tutulmaya çalışılırken darbe öncesi gerçekleri neredeyse ve her nedense unutuldu gitti. halbuki o günlerin darbe üzerindeki etkisi ihmal edilemeyecek kadar büyüktür ve o günleri çocukluğunda yaşamış veya yetişemeyip sadece kitaplardan okumuş ya da çemberimde gül oya dizisinde izlemiş bugünkü gençliğin hayalinde yaratılan fotoğraftan çok daha farklıdır.
aklıma ilk gelen Kenan Evren'in bir röportajındaki sözü;
"...bir sağdan bir soldan astık. ayrımcılık yapıyorlar demesinler diye..."
insan hayatının hiçbir değerinin olmadığı, faili meçhul cinayetlerin, gasp ve yağmanın kol gezdiği, siyasi otorite ve yerel yönetimlerin kendini de yönetemediği kaos dönemi.
öyle ki insana trajikomik geliyor dinlenilen hikayeler, yaşanılanlar.
Dönemin solcusu babam, okuduğu gazeteyi katlaya katlaya külotunun içine sokup eve gelir, evde perdeleri kapatıp ve dahi kapıları kilitleyip öyle okurmuş. sabah evden işe gidince akşam eve dönme garantisi olmayan bir zaman.
darbe ertesi abd istihbaratı "bizim çocuklar başardı" demiştir. şimdilerde farklı değil esasen. osmanlı'nın çocukları ile cia'in orospu çocukları sürekli bir pasif/soğuk savaş halinde.
kimin kimlerin yüzü suyu hürmetine bu devran dönüyor, nasıl bir imtihandır bu anadolunun üstünde bitmek bilmiyor, anlayamıyorum.
tüm imtihanların, dünyadaki sergilenen global tiyatronun ve dağıtılmış rollerin özeti;
musa'nın çocukları planlayor, isa'nin çocukları uyguluyor, muhammed'in çocukları zulüm görüp ölüyor.
bundan tam 39 yıl önce 12 eylül 1980 de tsk yönetime el koydu. türkiyenin hem siyasi hem de sosyal yaşamı demokrasi ile birlikte askıya alındı.sık sık duyulan ölüm haberleri yerini Faili meçhullere bıraktı.
peki darbeye nasıl gidildi? hangi olaylar buna sebep oldu?
darbeye günler kala tam bir Kontrgerilla taktiği uygulandı. sağdan bir ismin öldürülmesine karşı soldan da bir isim katledildi. disk genel başkanı kemal türkler ile eski gümrük bakanı mhp genel başkan yardımcısı gün sazak peşpeşe cinayete kurban gittiler.
12 eylül 1980 sabahı türkiye' de demokresi 3. kez kesintiye uğradı.asker yönetime el koydu, meclis fes edildi, siyasi faliyetler durduruldu. tüm yurtta sıkı yönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
12 eylül işkenceler, insan hakkı ihlalleri ve göz altında ölümler demekti.
darbenin ardından istanbul metris, ankara mamak ve diyarbakır ceza evleri acının ve işkencenin sembolü oldu.
12 eylülün bilançosu;
14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.
650 bin kişi göz altına alındı.
230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişi idam cezasına çarptırıldı.
50 kişi idam edildi.
bu idam edilenlerin içinde öyle biri var ki ne zaman adını duysam veya ona yazılmış şarkılardan birini dinlesem gözlerim yaşarır.
henüz 17 yaşındaydı,
Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi erdal eren.
Sen misin vatanını seven, milliyetçi olan, vatan haini komünistlere karşı mücadele eden, ülkücü olan denilerek; ülkücülere al sana işkence, al sana idam diyen askeri yönetimin başlama tarihi.