12 eylül 1980

entry542 galeri45
    247.
  1. bugünü anlatan zincirbozan filminden bir kesit:



    videonun başında 9 tutuklu götürülürken, bir tutuklu kaçmayı başarıyor, oradaki asker "komutana 9 kişi var dedim, şimdi ne yapacaz? şurdaki simitçiyi alın hemen" diye, oradaki masum simitçiyi 9. adam diye götürüyorlar. Ve o masum simitçi filmin sonunda idam ediliyor.

    işte o gün sırf adam eksik olmasın diye, 9. suçlu diye masum simitçiyi idam ettiren zihniyet ile bugün askerine pimi çekilmiş bomba veren komutan ın zihniyeti arasında ne fark var? 9. suçlu diye masum simitçiyi idam ettiren zihniyet ile özel harekat timlerini veya profesyonel komandoları terör bölgesine göndermek yerine daha 75 günlük asker olan rütbesiz eri göndererek onun şehit olmasını sağlayan zihniyet arasında ne fark var?

    bu zihniyet yüzünden bu ülke gelişmiyor, ilerlemiyor, günlük sorunlarla uğraşmaktan geleceğini planlayamıyor. işte bu memeleketi geri götüren zihniyetin temelleri maalesef 12 eylül 1980 darbesi ile atılmıştır.
    1 ...
  2. 248.
  3. "gazete alırdık. gündemin son durumunu merak ederdik. bir o kadar da korkardık, okurken yakalanmamak için. gazeteyi iç çamaşırın içine defalarca katladıktan sonra koyar, çalıştığımız fabrikanın tuvaletinde ya da evde perdeleri çekip karanlık bir ortamda okurduk. zordu. okuduğun gazeteye göre yaftalanır. etiketlenirdin. bunlar iyi ihtimal. bir diğer ihtimal ise, bir köşe başında infaz edilmek. sebep nedir? infaz edenlerin karşı görüşüne sahip bir gazeteyi okumak..." babam.
    3 ...
  4. 249.
  5. tüm vatan sathında oluk oluk kan akıyorken; zamanın hükümetince, sıkıyönetim komutanlıkları vasıtası ile hemen her ilde olmadık yetkilerle donatılmış komutanların, kanayan yaraya bir türlü merhem olamazlarken, ülke yönetimini ele geçirdikten sonra olayları bıçak gibi kesmeleri, son derece manidardır.

    - gerek sebepleri ve gerekse, sonraki on-yılları etkileyen sonuçları itibarı ile türkiye cumhuriyeti tarihi'nin kara bir günüdür.
    2 ...
  6. 250.
  7. Cumhuriyetin, demokrasinin kara bir lekesi,simgesi bu tarih.. Gerekli miydi,gereksiz miydi, kahvehane tabiriyle "başka ülkelerin bir oyunu muydu" bilinmez ama tarihimizin önemli bir günüydü. Ve bugun 2009 tarihinde türkiyenin en çok satan gazeteleirnden olan hürriyet gazetesinde ilk sayfada tek haber. ilk sayfada olmadığı gibi gazetenin tamamında tek karelik bi haber başka haber yok.
    (bkz: doğan yayın holding)

    "her sene her sene aynı haberler sıkıldık, hep aynı monoton haberler, isabet olmuş" deiğiniz duyar gibiyim. o dönem ,işlenen faili meçhul cinayetler, usulsüz yargılanmalar, işkenceler bi yana ülkenin bu dönemde sonraki yeni siyalsal yapılanmanın sonuçlarını günümüzde çok net bi şekilde görmekteyiz. böylesine önemli bi süreçte irdelenecek, araştırılacak hatta gazetecilik perspektifiyle haber yapacak o kadar malzeme var ki ama hürriyet bulamamış, ve ne acı tesadüftür ki aynı gazete aynı zamanda akp muhalifi bi gazeteciyi işinden kovmuş * ve tüm bu süreç söz konusu holdingin vergi davası cezası ile sonuçlanan süreçte olmuştur.

    Basının tarafsızlığı ilkesi malesef tekrardan güvenirliliğini yitirmiştir. Aradan 29 yıl geçmesine rağmen askeri cunta gitmiş yerine ekonomide sıklıkla kullanılan gizli el müdaheleleri gelmiştir.

    dönemi anlatan bi hikaye olarak, 2004 uçan süpürge en iyi senaryo ödülünü alan yorgan kısa filmini izlmenizi tafsiye ederim.

    1 ...
  8. 251.
  9. 252.
  10. Militarizm'in, özgürlüğü yendiği gün.

    hani iyiler hep kazanırdı anne?
    4 ...
  11. 253.
  12. türkiye'nin sığırlaştığı gün. sığırlaştırıldığımız gün. haber kanallarında haber bulamadıkça sokağa inen muhabirlerin gençlerin durumunu haber yapmasına yol açan gün. ayrıca yüz binlerce kişinin fişlendiği, yüzlercesinin hakkında idam kararı alındığı, on altı yaşında bir çocuk için bile * idam kararı verilebilecek kadar canileşildiği gün. türkiye yi yirmi belki de yüz yirmi yıl geriye götüren gün. kanlı gün.

    12 eylül 2009, sorumlular hala cezalarını çekmemekte.

    şimdilerde akıttığı kanlarla resim yapan bir manyağın eseri olan gün.
    2 ...
  13. 254.
  14. türkiye'nin tarihinde yaşadığı zor günlerin en önemlisidir. özgür düşüncelerin engellendiği, bir çok okur yazar ve öğrencinin ve hatta bir o kadar masum insanın yargılandığı işkence gördüğü kara bir gündür. basına sansımayan dedelerimiz ve babalarımızın anlattığı bir o kadar da olay meydana gelmiştir. köşe başları kurbanlık kesim alanı gibi kanlar içinde yatan insanlarla dolmuş kardeşleri birbirine düşman etmiş, katil etmiş bir gündür. bugüne kadar insanlar konuşmak korkar hale gelmişler. işkencelerde gördükleri hasarlar sebebiyle yıllar içinde acı çekerek ölmüştür. insalar ailelerinden sebepsizce ayrılıp bilmedikleri bir şehirde bilmedikleri bir ortamda acı kelimesinin tarif edemeyeceği derecede zor günler yaşamıştır o gün doğan çocuklar ölü doğmuştur bu vahşeti ve bunun neden olduğunu yazmaya ve belirtmeye gerek var mıdır bilmiyorum ama ben 12 eylül'de bir garip oluyorum. tüylerim diken diken oluyor ve gözlerimden yaş geliyor, kendimi insanların o annelerin babaların yerine koyuyorum zor azizim. üstüne biz bunu yapan insanları hala gözümüz gibi bakıyor köşkümüze davet ediyoruz. bu dünyadan kolayına gitmek yok o ismini anmak istemediğim lanet herife! sen hakettiğin gibi öleceksin, ölmeden önce yaptıklarının hesabını vereceksin paşa! sen öyle kolay ölemezsin sana kolay ölüm yok! ölmeyeceksin her gün acı çekeceksin biz karşına geçip seni izleyeceğiz önümüzde susuzluktan gebericeksin ve biz lütfedip senin suratına işemeyeceğiz acı içinde gebereceksin!! ellerim ve ayaklarımın titreyerek son veriyorum ve tekrar söylüyorum.
    (bkz: ölmeeee ulaaaaaan!)
    1 ...
  15. 255.
  16. solcuların en sevmedikleri darbedir.ülke siyasetinde abd nin ağırlığının artmaya başladığı yıllar bu darbe sonrasına denk gelir nedense.
    0 ...
  17. 256.
  18. türkiye tarihinin kara lekesi.anti demokratiklesme sürecinde bir türkiye ve pismanlıklar yazgısı.
    0 ...
  19. 257.
  20. 258.
  21. memleketimizde yapılmış en sert 2 darbeden biridir. bütün siyasi görüşlere darbe indirmiştir. ne var ki bu darbenin altında toparlanamayan sol kendisinin yok edildiğini düşünmüş, her şekilde, sürekli bu darbeyi kınamıştır. ama aynı şeyleri 27 mayıs için düşünmezler. halbuki 27 mayıs 80 darbesi gibi bir darbedir. vuruculuğu aynıdır, içlerinde idam boldur. 27 mayısta ne olup bitmiş bilmiyoruz bile tam olarak. ayrıca 27 mayısta bir başbakan idam edilmiştir (+ 2 bakan). demek ki neymiş? solcuların yaptığı darbe karşıtlığı değil, kendi menfaatlerini korumakmış.
    4 ...
  22. 259.
  23. koyu bilal'in doğum tarihi.iyiki doğmuş.
    0 ...
  24. 260.
  25. 261.
  26. herkesi; sadece 12 eylül darbesini değil tüm darbeleri eleştirmeye çağırdığım berbat tarih.

    lütfen; arkadaşlar favori darbeniz olmasın. darbe dediğimiz şey sadece kendi yoldaşlarımızın canına kıyıp, sadece kendi kitaplarımızın, bizim görüşümüz doğrultusundaki hayatların canını yakmadı.

    bugün kenan evren'in yargılanması elbette çok önemli ve yargılanmalı da; ama bu başlık altında ergenekon'a da gereken önem verilmeli ve her bir darbe, darbe planı vs. için aynı tepki yansıtılabilmelidir.

    darbe iyi bir şey sananlar,
    darbe; susmaktır!
    darbe; bildiğini zorla unutmaktır!
    darbe; ölümdür!

    ve nerede durduğunun hiçbir önemi yok...
    5 ...
  27. 262.
  28. ne kadar silerseniz silin geçmeyen leke.
    1 ...
  29. 263.
  30. bir sonbahar temizliğinin ilk günü.
    1 ...
  31. 264.
  32. günümüzde nedense devrimci kesimin çok sahiplendiği ve o zamanlar mağdur olanlar sadece kendileriymiş gibi gösterdikleri, ülkücü kesimin alayının ''disko disko disko disko umtısdumtıtıtısdumtıs'' diye orda burda dolaştıklarını sandıkları, yurdumun kara günü... o yıllarda mağdur olan türk milletiydi, solcu ya da sağcı biri değil... solculardan da asılan oldu, sağcılardan da... paul henze'nin söylemiş olduğu tek cümle zaten itin bokun kim olduğunu çok iyi açıklıyor:

    ''your boys have done it''
    1 ...
  33. 265.
  34. yunanistan'da 21 nisan 1967'de yapılan darbeye giden sürecin aynısının yaşandığı ve en çok solcuların sille yediği darbedir. yunanistan 1975'te albaylar cuntasını yargıladı ve cezalarını verdi. biz hala 12 eylül'ü yapan kişileri yargılayamadık. 12 eylül'le yüzleşmediğimiz müddetçe daha çok 12 eylül'e benzer süreçleri yaşarız.
    1 ...
  35. 266.
  36. geniş aile dizisindeki koyu bilal'in doğum tarihi.
    0 ...
  37. 267.
  38. bugün de kullandığımız b.ktan anayasanın getirildiği darbe. içinde pek çok çelişki bulunmasına rağmen darbe olmadan değiştirilememesi daha b.ktan aslında. tabi muhalefetlerin takım tutar gibi siyaset yaptığı sürece..
    0 ...
  39. 268.
  40. Yapanları utançlarından yerin dibine sokması gerekirken, ne hikmetse gerim gerim gerinmelerine sebep olan ve Türkiye'yi 50 yıl geriye götüren darbenin günü.
    12 Eylül'e dair çok şey söylendi, çok yazıldı çizildi, şimdi müsade ederseniz ben de kendi yazdığım bir masalla olaya dahil olayım:

    "BiR 12 EYLÜL MASALI"

    Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, sen beşiğinde mışıl mışıl uyurken üç tarafı denizlerle çevrili, çiçeklerin çarçabuk solduğu, kırık kanatlı kuşların burukça uçtuğu, babaların yüreği dağlı, annelerin gözü yaşlı olduğu bir ülkede,
    zalim mi zalim bir babayla huyu suyu ayrı 4 oğlu yaşarmış.
    Bu baba öyle bir babaymış ki; baba demeye bin şahit istermiş. Her türlü ahlaksızlık ondaymış, çalışmayı ve çalışanı sevmemek onda, evlatlarını ayırt etmek onda, çilekeş karısına ihanet onda! Onda da onda...
    Bu baba o kadar da vicdansızmış ki, kimseye acıması yokmuş! Ama kendinin şuncacık canının yandığını istemezmiş. Şiddetinden de, hiddetinde de sual olunmazmış, bu yüzdendir ki huzurlu bir gün geçmezmiş o evde ,şefkati ara ki bulasın!
    Gelelim her biri dört ayrı yönü gösteren dört evlada.
    Kürşat doğuyu, Deniz batıyı, Serdar kuzeyi, Abdullah da güneyi gösterirmiş, masal bu ya...
    Oğullardan adı Deniz olanı, bir türlü babasını sevmemiş aklı erdiğinden beri, çünkü babasının kötü biri ve yanlış yolda olduğunu hiç aklından çıkaramıyormuş! babasının ayıplarını, günahlarını, hatalarını en çok yüzüne vuran oymuş. işte bu yüzden Deniz babasının zulmüne en çok maruz kalanmış.
    Gelelim Serdar'a... Bu evladın babasından ayrı kalır yanı pek yokmuş,
    sadece onu biraz kaba veya aceleci buluyormuş, babası evde onlara hayatı zindan ederken nedense en az zararı Serdar görüyormuş, babası çünkü çaktırmadan onu kolluyormuş, bir sultan-şehzade misali...
    Abdullah ise pek etliye-sütlüye karışmayan, namazını orucunu eksik etmeyen, evdeki durumdan çok rahatsız olsa da "elimden ne gelir ki, babama karşı çıkamam ya" deyip tevekkül eder duran biriymiş. Ve Kürşat... Kardeşi Deniz'le olan düşman kardeşliği her fırsatta onunla kavga etmelerine yol açarmış, çoğu zaman evdeki zindan hayatının sebebini, yani babasını unutup kardeşi Deniz'e yüklenirmiş!... Bazen vicdan terazisi şaşıp kardeşini dövermiş!.... Abdullah'la Serdar'ı bile kışkırtıp bazen üçü beraber döverlermiş Deniz'i...
    Ve ne hikmetse Kürşat, babasından nefret edeceği yerde Deniz'den nefret edermiş!...
    Gel zaman git zaman bir gün evde kıyamet kopmuş, gaddar baba Deniz'e bu kez öyle kızmış ki, onu öldüresiye dövmeye başlamış, Annenin yüreği dayanmamış bayılmış. Baba olacak o zalim,vahşice saldırmış Deniz'e, suçu filan olup olmaması önemli değil, Deniz'in varlığı bile onun planlarına aykırıymış çünkü...
    Kardeşler bu olaya seyirci kalmışlar, Abdullah "Allah ıslah etsin babamı" diyormuş içinden, ama kardeşinin tamamen masum olduğuna da inanmıyormuş tabiatı gereği!...
    Serdar yüzünde üzüntülü bir hava varmış gibi gözükse de içinden "zamanı gelmişti bunun defterini dürmenin" diye oh diyormuş.
    Kürşat ise içinde acıma duygusunu yeşertmeye çabalıyormuş o sırada ama bir türlü o içten duygu zorlamayla yaşanmadığı için boş boş bakıyormuş kardeşinin kanlar içindeki haline!...
    Bu korkunç işkence devam ederken baba birden yana dönmüş Kürşat'la göz göze gelivermiş. Ve hiç kimsenin beklemediği bir şey yapmış, tokadı basmış Kürşat'ın suratına! Kürşat daha ne olduğunu anlamadan tokatlar ve tekmeler ardı ardına inmeye başlamış vücuduna!...
    Abdullah-Serdar kardeşler şaşkın şaşkın bakarken Kürşat haykırmış babasına: "Baba ben ne kabahat işledim,Deniz'e kızıp niye benden hıncını alıyorsun!.. Senin bugüne kadar dediklerini babamsın diye hep yerine getirmedim mi!
    Baba cevap verir: "Doğru,yapmasına yaptın o dediklerini ama Deniz' i döverken şimdi düşündüm ki, sana da senin yardımına da artık ihtiyacım yok, Abdullah ve Muhammed yeter bana."

    Serdar, Deniz, Abdullah, Kürşat, masum anne, gaddar baba kimdir orasını da siz düşünün!...
    1 ...
  41. 269.
  42. --spoiler--
    Piç düştün fahişe rahminden
    Kenan yüzlü hamakatlar emzirdin
    Kanser kesiği tek memenden
    Sürtüğün biri ismin EYLÜL
    --spoiler--
    1 ...
  43. 270.
  44. her ne kadar o günleri yaşamış olmasam da öncesini, sonrasını yorumlayan anlatan yazılardan anladığım kadarıyla amacına ulaşmış bir darbe.

    üniversite okuyup herhangi bir politik düşüncesi, kırıntısı dahi olmayan, düşünmenin fazla geldiği, ülkeyle ilgili konuların, sorunların umurlarında bile olmadığı, düşünmemenin ve sorgulamamanın dayanılmaz hafifliği içerisinde yaşayan insanlar bu tarihin eseri olsa gerek.
    0 ...
  45. 271.
  46. &feature=related
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük