Benim ve benim gibi düşünenler için tam bir hayal kırıklığı yaratmış olan komutan. Oysa ki o sert görünüşünün altından neler neler çıkmasını bekliyordum. Kendi kadrosuna söz geçiremedi neredeyse. Allak bullak oldu. iktidarın orduyu yıpratma savaşı karşısında pek bir aciz kaldı. ilk olarak Mümtazer Türköne tarafından ortaya atılan "TSK'yı lağvedelim ve yeni bir ordu kuralım" tezlerine karşı hiçbirşey yapmadı. Böylece nihai amaçlarına ulaşmak için önlerinde en büyük engel olarak gördükleri orduyu yoketmek isteyenlerin karşısında aciz kaldı. Atılan iftiralara karşı sesini yükseltemedi. Kurmay kadronun olası her türlü savaş ihtimaline karşı senaryolar ürettiğini biliyoruz ama anlaşılan içten gelen tehdite ve tehlikelere karşı yeterli önlemleri almamışlar. Ayrıca kendilerine karşı atılan iddiaların da cevapsız kalması insanların kafalarında soru işareti oluşmasına neden oldu. Nitekim Türkiye kamuoyu hala insansız hava aracı Heron'ların PKK'ya zarar vermesini engellemeye çalışan bir üsteğmenin bir albay'la konuşması var mı yok mu, öğrenemedi.
PKK'nın Dağlıca, Aktütün ve Gediktepe'deki askeri mevzilerimize baskını sırasında görevini yapmayan komutanlar oldu mu ve olduysa bu komutanlar hakkında neler yapıldı öğrenilmedi.
Bütün bu konular içinde en korkuncu 19 Temmuz 201o akşamı Çukurca - Hantepe'ye yapılan PKK Baskını'ndan, komuta kadememizin haberdar olduğu halde gerekli müdehalede bulunulmadığı iddiasıdır. Bu iddia da ilker BAşbuğ tarafından karşılıksız bırakıldı. Umarız ki yeni Genelkurmay Başkanımız bu iddiaları yanıtlar. Ama Başbuğ bu kadar pasif kalınca aklıma bu adamlar bunu neresinden kıstırdı ki ağzını bile açamıyor diye düşündüm.
Pekçoğumuz gibi...