ben kendi adıma bu adamı ilk kez milli takımın brezilyayla 2003 yılında oynadığı konfederasyonlar kupası maçında tanıdım. rüştü'ye çok şekil bir gol atmıştı kendisi o maçta.
bu adam daha sonra 2003 yılının sonlarına doğru türk basınında yer bulmaya başladı. fenerbahçe'nin kendisini devre arasında kadrosuna katacağı söyleniyordu. yöneticilerden yanlış hatırlamıyorsam hakan bilal kutlualp brezilya'ya gitti. eli boş döndü demesinler hesabı marcio nobre'yi kiralık aldı geldi. ki nobre o sezon fenerbahçe'ye çok yararlı olmuştu orası ayrı.
nihayet 2004-2005 sezonunda fatih altaylı'nın kandırmayın fenerbahçelileri demesine rağmen fenerbahçe onu kadrosuna kattı. gelir gelmez büyük tartışmaların ortasına atıldı. hayvani bir ilk sezon oynadı. cristoph daum'un kendisi üzerine kurduğu sistemde harikalar yarattı. türkiye'ye gelip ilk sezonunda 20'nin üstünde gol ve asist yapan bir adam ben hatırlamıyorum alex'ten başka.
2005-2006 sezonunda kaçan şampiyonluğa rağmen alex yine takım istatistiklerinde en önde gelenlerdendi. yine asist kralı oldu o sezon ve jeneriklik gollere imza koydu. eleştirilme sebebi vardı tabii. küçük maçların büyük topçusuydu alex. derbi maçlarında ve avrupa maçlarında çok kötü oynadığı, silik kaldığı gerekçesiyle eleştiriliyordu.
2006-2007 çok farklıydı. alex bu sezonu gol kralı olarak tamamladı ve tabiri yerindeyse şampiyonluğu yine tek başına getirdi. sergen'le tümer birlikte oynar mı hesabı, tümer'le birlikte oynayıp oynayamayacağı yazıldı çizildi. bu sezonda ilk kez türk futbolunda kıyas malzemesi oldu alex. o sezon transfer edilen ricardinho 5-10 alex eder dendi ama ricardinho pılını pırtını toplayıp gideli yıllar olmasına rağmen, alex halen fenerbahçe takımında. bu arada yine bir beşiktaş transferi olan matias delgado 5-10 alex eder denilerek türkiye'ye getirildi, şu anda takımdan gönderilecek yabancı oyuncu olması muhtemel. bu sezonda ilk kez alex'i protesto etti fenerbahçe tribünleri ama küskünlük çok kısa sürdü.
2007-2008 sezonunda artık kaptan olan alex fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışı içinde olmasını sağlayan faktördü. şampiyonlar ligi'nde sezonu asist kralı olarak tamamladı ve jeneriklere geçecek hareketler yapmaya devam etti. bu sezon da cassio lincoln'un değeri alex üzerinden kıyaslandı, lincoln şu anda brezilya liginde yanlış bilmiyorsam ligde kalma mücadelesi veren bir takımda oynuyor.
2008-2009 sezonunda uzun bir müddet luis aragones'in lüzumsuz inadına kurban gitmesine ve önünde daniel güiza gibi bir gol kaçırma makinesi olmasına rağmen fenerbahçe'nin skora en çok katkı yapan oyuncusu olmayı başardı. onun olmadığı maçlarda fenerbahçe çoğu zaman ıkınırken, bazen de şaşırtıcı bir şekilde inanılmaz performanslar sergiledi.
2009-2010 sezonunda kendisini türkiye'ye getiren cristoph daum'un geri dönüşüyle biraz daha canlandı. yine takımın skora en çok etki eden ismiydi. kendi başına aldığı maç sayısı önceki sezonlara göre daha da arttı. daum'dan ziyade sanki takımda onun sözü geçti ve o oynadıkça takım oynadı, o yoksa sahada takım yoktu.
bu sezon aykut kocaman'ın teknik direktörlüğe gelmesiyle aşağı yukarı tahmin ettim alex'in takımdan kesilmeye başlayacağını. çünkü alex koşan değil, koşturan bir oyuncu. dolayısıyla da aykut kocaman'ın takıma oturtmak istediği sisteme ters. ama elinizde de böyle bir oyuncu varsa, onu birden bire takımdan kesemezsiniz.
hem zaten böyle gereksiz tartışmalar çıkarıp bundan rant sağlamak için pusuda bekleyen iğrenç bir medya var. aykut kocaman'ın belki takım içerisindeki otoritesini tatmin etmek adına alex'i saf dışı bırakması gerekiyor olabilir, bilemem. ancak bu bir büyüklük savaşı olmamalıdır. aykut zamanında oyuncu olarak fenerbahçe'ye ne kadar fayda sağladıysa, alex de oyunculuğu boyunca fenerbahçe'nin temel taşı olmuştur. unutulmaması gereken bir şey varsa, bu da iki ismin de fenerbahçe'den büyük olmadığıdır. yarın aykut gider, yeri doldurulur. alex sözleşmesi bitince yenilemeyebilir, onun yerine de biri bulunur illa ki. evet belki çok sancılı olur, ama bu yapılır.
kendisini bir oyuncu olarak çok seven birisi olarak, ayrılık gününün bu sezon sonunda geleceğinin farkındayım. ama taraftar şu anda pierre van hooijdonk'un bir gün teknik direktör olarak fenerbahçe'ye gelmesini beklediği gibi, alex'i de bekleyecektir.
ayrıldıktan sonra ise mehmet çiftçi kendisiyle % 90'ı rahatlıkla uydurma olan bir röportaj yapacak, alex'in fenerbahçe'den kovulurcasına uzaklaştırıldığı yazılıp çizilecektir.
ve türkiye'ye gelen her oyuncu gibi, değeri gittikten sonra anlaşılacaktır.