istanbul

entry6106 galeri ses1
    752.
  1. tevfik fikret'in öfkesini kustuğu, bazı edebiyatçılara göre ona beslediği merhamet duygularını dile getirdiği mükemmel şiirin yazılmasına sebep olan şehir. aşağıda şiirin tamamı yer almaktadır.

    sis

    Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı muannid,
    Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
    Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh,
    Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;
    Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar
    Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!
    Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim,
    Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim!
    Ey sahn-ı mezâlim...Evet, ey sahne-i garrâ,
    Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ!
    Ey şa'şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı
    Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı;
    Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret
    Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet;
    Ey Marmara'nın mâi der-âguuşu içinde
    Ölmüş gibi dalgın uyuyan tûde-i zinde;
    Ey köhne Bizans, ey koca fertût-ı müsahhir,
    Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir;
    Hüsnünde henüz tâzeliğin sihri hüveydâ,
    Hâlâ titrer üstüne enzâr-ı temâşâ.
    Hâriçten, uzaktan açılan gözlere süzgün
    Çeşmân-ı kebûdunla ne mûnis görünürsün!
    Mûnis, fakat en kirli kadınlar gibi mûnis;
    Üstünde coşan giryelerin hepsine bî-his.
    Te'sîs olunurken daha, bir dest-i hıyânet
    Bünyânına katmış gibi zehr-âbe-i lânet!
    Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde,
    Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde.
    Hep levs-i riyâ, levs-i hased, levs-i teneffu';
    Yalnız bu... ve yalnız bunun ümmîd-i tereffu'.
    Milyonla barındırdığın ecsâd arasından
    Kaç nâsiye vardır çıkacak pâk u dirahşan?

    Örtün, evet, ey hâile... Örtün, evet, ey şehr;
    Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!..

    Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
    Kaatil kuleler, kal'alı zindanlı saraylar;
    Ey dahme-i mersûs-i havâtır, ulu ma'bed;
    Ey gırre sütunlar ki birer dîv-i mukayyed,
    Mâzîleri âtîlere nakletmeye me'mûr;
    Ey dişleri düşmüş, sırıtan kaafile-i sûr;
    Ey kubbeler, ey şanlı mebânî-i münâcât;
    Ey doğruluğun mahmil-i ezkârı minârat;
    Ey sakfı çökük medreseler, mahkemecikler;
    Ey servilerin zıll-ı siyâhında birer yer
    Te'mîn edebilmiş nice bin sâil-i sâbir;
    "Geçmişlere rahmet!" diyen elvâh-ı mekaabir;
    Ey türbeler, ey herbiri pür-velvele bir yâd
    iykâz ederek sâmit ü sâkin yatan ecdâd;
    Ey ma'reke-i tîn ü gubâr eski sokaklar;
    Ey her açılan rahnesi bir vak'a sayıklar
    Vîrâneler, ey mekmen-i pür-hâb-ı eşirrâ;
    Ey kapkara damlarla birer mâtem-i ber-pâ
    Temsîl eden âsûde ve fersûde mesâkin;
    Ey her biri bir leyleğe, bir çaylağa mavtın
    Gam-dîde ocaklar ki merâretle somurtmuş,
    Yıllarca zamandan beri, tütmek ne...unutmuş;
    Ey mi'delerin zehr-i tekâzâsı önünde
    Her zilleti bel'eyleyen efvâh-ı kadîde;
    Ey fazl-ı tabîatle en âmâde ve mün'im
    Bir fıtrata makrûn iken aç, âtıl ü âkim;
    Her ni'meti, her fazlı, her esbâb-ı rehâyı
    Gökten dilenen züll-i tevekkül ki.. mürâyi!
    Ey savt-ı kilâb, ey şeref-i nutk ile mümtâz
    insanda şu nankörlüğü tel'in eden âvâz;
    Ey girye-i bî-fâide, ey hande-i zehrîn;
    Ey nâtıka-ı acz ü elem, nazra-i nefrîn;
    Ey cevf-i esâtîre düşen hâtıra: nâmus;
    Ey kıble-i ikbâle çıkan yol: reh-i pâ-bûs;
    Ey havf-i müsellâh, ki hasârâtına râci'
    Öksüz, dul ağızlardaki her şevke-i tâli';
    Ey şahsa masûniyyet ü hürriyyete makrûn
    Bir hakk-ı teneffüs veren efsâne-i kaanûn;
    Ey va'd-i muhâl, ey ebedî kizb-i muhakkak,
    Ey mahkemelerden mütemâdî sürülen hak;
    Ey savlet-i evhâm ile bî-tâb-ı tahassüs
    Vicdanlara temdîd edilen gûş-ı tecessüs;
    Ey bîm-i tecessüsle kilitlenmiş ağızlar;
    Ey gayret-i milliye ki mebgûz u muhakkar;
    Ey seyf ü kalem, ey iki mahkûm-ı siyâsî;
    Ey behre-i fazl ü edeb, ey çehre-i mensî;
    Ey bâr-ı hazerle iki kat gezmeye me'lûf;
    Eşrâf ü tevâbi', koca bir unsûr-ı ma'rûf;
    Ey re's-i fürûberde, ki akpak, fakat iğrenç;
    Ey taze kadın, ey onu ta'kîbe koşan genç;
    Ey mâder-i hicranzede, ey hemser-i muğber;
    Ey kimsesiz, âvâre çocuklar... hele sizler,
    Hele sizler...

    Örtün, evet, ey hâile... Örtün, evet, ey şehr;
    Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!...

    tevfik fikret

    18 Şubat 1317/3 Mart 1902 (Tanin, 1324/1908, sayı 1)

    edit: bunu eksileyen arkadaşı takdir ediyorum ne bulduysa artık.
    büdüt: imla
    5 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük