istanbul

entry6106 galeri ses1
    696.
  1. yaklaşık 10 yıl önce, küçük tıfıl bir çocukken terk ettiğim güzel şehir. en azından benim terk ettiğim senelerde güzelliklerle hatırlarım istanbulu. ne varki geçen bi turistik gezi yapalım dedik istanbula. sultanahmetle aya sofyanın ordaki parkı herkes bilir. efenim orda bi simit alalım dedik. simitçi bizi, hellolarla, bon jourlarla karşıladı. çüş dedim. evet yüzüne karşı çüş dedim lavuğun. görmüyormusun kapkara türk evladını beya simitçi cocuk dedim. abi kusura bakma böyle alıştık dedi. lan türkiyede değilmiyiz, ne alışması...

    sonra camileri kiliseleri gezmeyi bitirip galata kulesine vardık. galata kulesine çıkalım dedik, demez olaydık bir kuyruk, bir ter kokusu, arada güvenlik görevlisinin ingilizce verdiği emirler hay lanet dedim istiklale gidelim bari. tramvay filan*. tünelin oralardayız, bi büfedeki elemana sordum bu yol istiklale çıkarır mı bizi? yes this way dedi hanzo. acaba dedim ben mi türkçe konuşamıyorum yoksa, istanbul diye londra civarına mı geldik sabah? çocuğa peki öyleyse this way dedim. abi türk müsün dedi? kusura bakma kim türk kim değil belli olmuyor bu sıcakta dedi.

    sabah gazetesi bi ara tv den ingilizce öğretiyoruz gibi salak bir promosyon yapmıştı, anladım ki bu promosyonun meyveleri baya olgunlaşmış artık...

    neticede; simitçisinden büfecisine herkesin ingilizce konuştuğu, kendinizi türkiye dışında herhangi bir yerdeymişsiniz gibi hissettirebilen esnafa sahip kent olmuş istanbul...
    3 ...