istanbul

entry6106 galeri ses1
    684.
  1. her köşesinde ayrı bir tarih parçası, ayrı bir geçmiş, ayrı bir ruh ve ayrı hayatların izlerini bünyesinde bulundurmakta olan, gidildiğinde düşünmeden kucağını açan, havasıyla insana huzur veren şehirdir. her tepesinde ayrı bir renk, her sokağında ayrı bir ruh olmakla birlikte istanbul denilince iç çekilmesine sebep olan yer bilhassa üsküdar' dır.

    üsküdar'dır istanbul. istanbul'dur üsküdar.. akşam çıkarsın dolaşmaya, onca kalabalığın arasında, onca konuşma, onca nefret ve onca aşk arasında dolaşırsın nemli havasına bırakıp tenini.. güzel olan tarafı da budur belki de, bunca kalabalığın arasında aslında sıkışması gereken ruhunu bırakabilmendir onu o yapan.. bir midye dolma tezgahında ıslanmış parmaklarınla yakarsın sigaranı, yandan vururken sesi dalgaların.. döner bakarsın kız kulesi' ne,iç çekersin derin derin nefesini bir daha asla duyamayacak gibi o kokuyu.. uğurlar gibi sevgiliyi, kollarında uyurken, doya doya, fakat doyamadan.. oturursun bir mindere, hemen kıyısında dalgaların.. bir çay istersin sigarana yoldaş etmeye, sana yoldaş istanbul' a, bir damla da sen vermeye.. gözlerini kapatırsın, aklına gelir hemen yâr, uzaktadır senden, orada olmasını istersin.. o boğaz'ın tatlı soğuğunda yanında istersin, çayın olup içine akmasını, sigaran olup ciğerini yakmasını, yakarken cenneti dünyada yaşatmasını.. olmadığını hatırlarsın gözünü açtığında, bir nefes daha çekersin sigarandan.. boğaza düşen ışıklar sana göz kırparken, gözlerini bulursun sevgilinin, doya doya bakarsın, yine, doyamadan.. etrafta koşturan her yere çay dağıtmaya çalışan telaşlı büfecileri izlersin.. kaçı dönüp bakabilmiştir ki doya doya, dibindeyken bu güzelliğin, kaçı bilebilmiştir ey istanbul senin değerin? sorarsın kendine de, istanbul'a da..

    gecenin bir yarısıdır, duvarlarda nefesin sıkışmıştır ayrılıktan.. sevgiliyi özlersin, ararsın, sesini duyarsın, özlemin bir nebze dindi sanırsın, iki dakika sonra farkına varırsın, daha da hasret kalmışsındır.. sanki sigara buna dermanmış gibi bir daha, bir daha, bir tane daha yakarsın peşpeşe.. derin derin solursun, sevdiğini içine çekercesine.. ama işte buradadır üsküdar, buradadır o karanlıkta ışıldayan dar sokaklar.. çıkarsın.. boş boş adımlarken, boş boş kederlenirken sadece bir mesaj atarsın o kadar, 'keşke burada olsaydın..'. inersin boğaza.. asıl derman odur sana.. kattın mı içine bir parça sigara, kattın mı içine biraz balık kokusu, tamamdır, yârin yanındadır sanki.. bir yandan ihanet ettiğini düşünmektesindir sevdiğine, bir yandan kopamamakta istanbul'un gece düşünde.. paketler biter, çaylar tükenir.. şeker olursun istanbul çayına atarsın kendini erirsin.. eridikçe bir yudum daha içersin.. içersin içersin de, ruhu doyuramazsın bir türlü, bırakıp da gidemezsin..

    ve sabah uyanırsın, boynun tutulmuştur, soğukta yatmışsındır, koynuna almışsındır boğazı.. gece baktığında hüzünlendiren kız kulesi gülümsemektedir sabahın günaydın'ı olup.. dibinde uyuyakalmışsındır, her yanın ağrımaktadır fakat bu kimin umrundadır? bilirsin, ya uyuyamaz insan heyacanıyla kollarında derin derin nefeslerle uyuyan sevgilinin, ya da dalar uykuya tıpkı uykusu gibi bir meleğin.. öyledir istanbul.. ya doyamaz, gözlerini bile kapayamazsın heyecandan her an, ya da dalarsın, ona karışır, bir renk de sen katarsın..

    budur işte istanbul, sevgilidir.. gidersin bir gün, arkanda bırakırken martılar gözyaşı olur çığlıklarla akarken boğazına.. bir gün de dönersin, aynıdır, tereddüt etmez, gülümser sana, rüzgarıyla bir buse kondurur ruhuna.. kimisi değerini hiç bilmez ama, en güzel rüyalar dökülmüştür istanbul'a..

    ve vuslatının arefesinde bu sevgilinin, döktürmüştür parmaklarımdan bunları, rüzgarsız, martısız, çaysız, sigarasız.. budur istanbul.. uzakta bile sendedir, candır, canandır..
    2 ...