varlığına çok fazla inanmadığım. hep bi yerlerden olsun bi ışık olsun dedim. bana bir adım at ben sana on adım koşayım dedim. olmadı bana adımdan çok beni itti kendine. bu başlığa annemin az önce kurduğu bir cümle üstüne yazıyorum bu yazımı.
"allahım sana isyan ediyoruz, acımıza ver ya rabbim"
inancım kalmadı artık, hiç bi şekilde. ama bu yazıyı yazmam biraz da isyanımdır, içimdekileri boşaltmaktır. annemin sözü üzerine...
babamdı. benim dünyaya gelmeme sebep olan insandı. herşeyiyle yanımda olan insandı. onun varlığını bilmek bile bana güven veriyorken. annem için soruyorum sana bu hesabı.
"ecel geldi mi ne bir saniye önce alır canı, ne bir saniye sonra"
"alnında böyle yazıyormuş bu şekilde öleceği"
"herkesin ne şekilde öleceği, ne şekilde göç edeceği alnında yazar"
peki soruyorum sana, ey rahmeti en yüce(!), ey kullarını düşünen (!), ey merhametli(!) allah. neden bu şekilde yazdın bu adamın kaderini.
"allah'ın verdiği cana kıymak sadece allaha mahsustur. düşünmesi bile en büyük günahlardandır"
sana gecelerce dua etti bu insan, sana secde etti bu insanlar. sana taptılar. sen ki bana dua edin bana itaat edin ben sizi boş çevirmem diyen rab, niye boş çevirdin elleri. sen ki merhametlisin, ne diye sana inanan tapan insanları boşluğa çıkmaza sürükledin.
"allah büyüktür ki, bir yerden alır-bir yerden verir"
aldın madem, aldıklarını neden geri vermedin. beni neden babasız bıraktın. neden canına kıymasına izin verdin. neden ailemi yarım bıraktın.
bu adam bu güne kadar sabrettiyse ölmemek için sana sığındığı için ölmedi. sana güvendiği için. sen ki en büyüksün(!) sana güvenen kullarını boş mu çeviriyorsun. senin adaletin bu mu. bu dünyada namussuzların cebini doldurmak mı. dürüst insanların hayatlarını karartmak mı senin amacın.
sana inanmamı bekleme hiç bir zaman. senden medet umanın halini gördük. en son nefesini boğaz köprüsünde verdi. sana güvensem neye fayda? sana secde etsem neye yarar, sana tapsam. dualarımın tutmayacağını bile bile neden sana dua edeyim.