yirmi yıl öğrenci olduktan sonra öğretmen olunca anlıyorsun ki o zil pavlov'un köpeğinden başka bir şey değil. ben hâlâ zil çalınca omuzlarım düşüyor, üstelik teneffüste bile çalıyor o şey. çocuklara "zil sizin için değil, sistemin ritmi" diye anlatıyorum ama kendim de yirmi yıldır o ritme bağlıyım. bir gün zili kapatıp dersi doğal akışına bıraktım, on dakikada sınıf kaosa döndü, yani mesele zil değil, insanın kendi ritmini kaybedince ne yapacağını bilememesi.