iSKi Kuzguncuk Kültür Evi, açıldığı günden bu yana sanatın farklı renklerine, seslerine ve ifade biçimlerine ev sahipliği yapan sergi yolculuğunun 100. durağına ulaştı. Bu anlamlı dönüm noktası, “Sanatın 100’ü – 100. Sergi Özel Koleksiyonu” ile kutlandı.
Kuzguncuk Kültür Evi’nin 100. sergisi, yalnızca bir sergi sayısına ulaşmanın ötesinde, yıllar içinde oluşan bir sanat ve kültür hafızasını görünür kılıyor. Bugüne kadar Kültür Evi’nde sergilerini gerçekleştiren sanatçıların iSKi’ye armağan ettiği eserlerden oluşan özel seçki, farklı sanat anlayışlarını, teknikleri ve anlatım biçimlerini aynı çatı altında buluşturuyor.
Her bir eser, kendi başına taşıdığı sanatsal değerin yanı sıra Kuzguncuk Kültür Evi’nde gerçekleşen bir karşılaşmanın, bir serginin ve bir sanatçının bu ortak hafızaya bıraktığı izin parçası olarak öne çıkıyor. Böylece 100 sergi boyunca gerçekleşen yüzlerce sanat karşılaşması, bu özel koleksiyon aracılığıyla somut ve kalıcı bir hafızaya dönüşüyor.
29 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen açılış programında, iSKi Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak BAŞA ile Kurumsal Gelişim Şube Müdürü Ayten BOSTANCI birer konuşma gerçekleştirerek 100. serginin taşıdığı anlamı ve Kuzguncuk Kültür Evi’nin kültür-sanat alanındaki çalışmalarını değerlendirdi. Programın ardından sanatçılarla birlikte koleksiyonda yer alan eserler incelenirken, sanatçılarla gerçekleştirilen sohbetler serginin taşıdığı ortak hafızaya farklı bir boyut kattı. Açılış, sanatçılarla birlikte gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.
“Sanatın 100’ü”, bir sergi dizisinin 100. buluşması olmanın yanı sıra, iSKi Kuzguncuk Kültür Evi’nin sanatla kurduğu ilişkinin de bir yansıması niteliğinde. Farklı dönemlerde, farklı sanatçıların eserleriyle şekillenen bu birikim; bugün tek bir koleksiyonda buluşarak Kültür Evi’nin geçmişten bugüne uzanan sanat hafızasını görünür kılıyor.
Sanatçıların iSKi’ye armağan ettiği eserlerden oluşan seçki, aynı zamanda sanatın kurumlar ve toplum arasında kurabildiği kalıcı bağın da bir örneğini oluşturuyor. 100 sergi, yüzlerce karşılaşma ve biriken bir sanat hafızası, bu kez eserler aracılığıyla birlikte izlenebilen bir bütünlük kazanıyor.