kendi hayatının trenine istasyona vardığında değil, çoktan hareket etmiş olduğunu gördüğünde yetişmeye çalışmaktır.
sonra insan geriye dönüp hangi makasın yanlış yöne kırıldığını, hangi peronda gereğinden fazla oyalanıldığını hesaplar. takvim susar, saat susmaz. duvarda asılı duran rakamlar da insanın suratına muhasebeci ciddiyetiyle bakar.
işin tatsız tarafı şu. kaçırılan her şey yeniden sefer yapmıyor. kimi fırsat başka isimle gelir, kimi hiç gelmez. fakat insanın eski hali de aynı yere iki kez uğramıyor. mesele yalnızca geç kalınan yer değil, o kapının önüne artık başka biri olarak varmak.
derken takvimle değil, kendi eski ihtimallerinle göz göze gelirsin.