geçinmek uğruna karakterin bazı köşelerini yuvarlama sanatı.
müşteriye güler yüz, amire ölçülü ses, iş arkadaşına kontrollü samimiyet, patrona gerektiğinden biraz daha fazla anlayış. meslek değişiyor ama hesap aynı kalıyor. ağzından çıkan bir cümlenin ertesi gün başına ne açacağını ölçüyorsun; sonra düşünceni değil, filtresini kullanmayı öğreniyorsun.
bazen haklı olduğunu bildiğin halde susuyorsun. bazen katılmadığın şeye sırf iş uzamasın diye “tabii” diyorsun. kimi yerde sabrından, kimi yerde gururundan küçük bir parça bırakıyorsun. buna profesyonellik deniyor. bazı yerlerde gerçekten öyle, bazı yerlerdeyse korkunun ütülü hali.
elbette her işi yapanın her gün omurgasını masaya koymasını bekleyemeyiz. ekmek parası denen şey, felsefi bir tartışmadan daha ikna edici olabiliyor. fakat sürekli aynı yerlerinden eksile eksile çalışan biri, bir müddet sonra neyi gerçekten seçtiğini de unutabiliyor.
mesele maskeyi takmak değil. çıkarınca altında ne kaldığını fark edememek.