Wokeizm totaliter demokrasinin kültürel ve sosyolojik ayağıdır. Wokeizmin sizi ve Türk toplumunu ilgilendirmediğini; refaha ermiş Batı toplumlarının sorunu olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Wokeizm bir virüs gibi hareket eder. Kadınları kullanarak organizmaya bir kere girdiğinde, toplumunuzun DNA'sını kopyalamaya başlar ve işlem tamamlandığında ortaya çıkan zihinsiz, ruhsuz, menfur mahluk oldukça "sizden" bir yaratık olacaktır.
Batı'da tecrübe edilmiş wokeizm, birincisi, ekonomik amacının sanayi uygarlığını tamamen yok etmek olduğunu açıkça belirtir. ikincisi, kültürdeki her öğeyi ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Wokeizm, içeriye bir kez girdiğinde bir virüs gibi sanatınızı, kültürünüzü, edebiyatınızı, felsefenizi, dininizi, ekonominizi ve toplumunuzun tüm bileşenlerini kadınları kullanarak ele geçirir ve işlevsiz hâle getirir; çünkü wokeizm, temelde demografik feminizasyonun bir epifenomenidir.
Toplumunuzda artan sayıda kadın, erkeklerin onlara sağladığı ortak toplumsalve anonim güvenliği ve onların yapamayacakları işlerle sağladığı ortak toplumsal ve anonim konforu kullanarak, güç ve otorite konumuna geldikçe ve artan ekonomik refaha eriştikçe wokeizmin kendiliğinden palazlandığına şahit olursunuz. Dolayısıyla, wokeizmle doğrudan savaşamazsınız; wokeizmi engellemenin tek yolu kadınların kontrol altında tutulmasıdır.
Totaliter demokrasinin çalışma prensibi, demokratik normları bir güç uygulama aracı olarak kullanmaktır. içinde yaşadığım totaliter demokrasi, profesyonel yönetici sınıfın¹ kültürü kontrol etmesi yoluyla uygulanan kültürel bir tiranlıktır. Wokeizm ile ilgili en ilginç durum, sezgisel olarak bir tiranlığa izin vermemesi gereken faktörlerle çalışarak bir tiranlığa dönüşebilmiş olmasıdır. Wokeizm, görüntüde hiyerarşi karşıtı, güç karşıtı, emperyalizm karşıtıdır, ancak ilginç biçimde tüm bu öğeleri tamamen dolaylı bir tiranlık kurmak için kullanır.
(1) professional managerial class, pmc
---
Wokeizm, birçok yönden Mao'nun ütopyasına yol açtığına inandığım değişkenlerden kaynaklanan garip bir tarihsel sapmadır. Bununla birlikte, Wokeizmin diğer ideolojilerin aksine, doğası gereği totaliter olduğu tamamen aşikârdır. Bunun bir örneği, wokeizmin sadece doğrudan düşmanlarına değil, düşmanlarıyla duygusal olarak bağlantılı olan ikincil öğelere de saldırmasıdır.
Wokeizmin ortaya çıkmasının hemen ardından ABD'de Fransız yemekleri popülerliğini hızlı bir şekilde kaybetti çünkü bu ahmaklara göre Fransız mutfağı, Batı yüksek kültürünün ve eski Batı merkezîyetçiliğinin bir sembolü olarak "küresel" ve "diverse" dünya mutfağı damak zevklerine geçişi engellemekteydi. Tabii, bu sadece Fransız mutfağıyla sınırlı kalmadı; tarih yazımının, edebiyatın, dinin, kültürün, modanın, felsefenin ve hatta Batı'nın önceki etnik yapısının eski tarzlarının tartışılmasını bile sosyal olarak tabu hâline getirdi. Wokeizm, düşmanlarının anılarıyla yüzeysel olarak bağlantılı olan öğelerin bile tamamen yok edilmesini hedefleyen, Mao'nun Kültür Devrimi'nde yapmaya çalıştıklarını tekrarlayan totaliter bir güçtür.
Wokeizmin kullandığı üç temel strateji vardır:
1. Totaliter güç:
Wokeizm, aynı komünizm veya nasyonal sosyalizm gibi, hayatın her alanını kontrol etmeye ve düzenlemeye çalışan totaliter bir ideolojidir. Normal bir siyasi sistemde vergiler konusunda anlaşmazlık yaşayabilirsiniz, ancak yine de sanat veya yemek konusunda aynı zevke sahip olabilirsiniz. Totaliter bir güç bu sınırı ortadan kaldırır. Kullandığınız sözcüklerle dilinizin¹, hobilerinizin, yiyip içtiklerinizin, sosyal etkileşimlerinizin; kısaca her etkileşiminizin ilgili totaliter ideolojiyle uyumlu olmasını talep eder. Tarafsız zemin yoktur. Feministlerin de çok yakından bildiği gibi, başta kadın bedeni olmak üzere "her şey politiktir".
(1) Dilin cinsiyetsizleştirilmesi, daha doğrusu feminizasyonu. bilim/iş adamı vs. bilim/iş insanı.
---
2. Çevresel bağlantı:
Wokeizmin "ilişki yoluyla suçlama" tekniğidir. Dikkat ederseniz, feminizm de bu terör tekniğini aktif olarak kullanır. Totaliter bir ideoloji olan wokeizm, sadece düşmanlarına¹ saldırmaz; onlarla ilişkili "her şeye" saldırır. Örneğin, eğer düşman olan Eski Batı Fransız mutfağına, klasik mimariye veya belirli görgü kurallarına değer veriyorsa, bu öğeler dolaylı olarak "suçlu" ve "baskıcı" sayılır. Sonuç olarak, Fransız usulü biberli biftek veya bir dor sütunu "siyasi" olmasa bile, totaliter demokratik rejimin yerinden etmek istediği insanların kimliğiyle dolaylı olarak bağlantılı olduğu için hedef hâline gelir.
(1) Karşıt görüşlere sahip herkes; örneğin dindarlar, örneğin erkekler et cetera.
---
3. Hafızanın yok edilmesi:
Geçmişe ait hafızanın tamamen yok edilmesini hedefleyen wokeizm, Maoist Kültür Devrimi'ne benzer şekilde "sıfır yılı" zihniyetiyle çalışır. Buradaki amaç bir tartışmayı kazanmak değildir; önceki yaşam biçimini unutturmak veya sosyal olarak radyoaktif hâle getirmektir. Rejim, Christopher Columbus'un heykellerini kaldırarak, müfredatı değiştirerek veya belirli kültürel zevkleri "tabu" haline getirerek gelecek nesillerin geçmişle olumlu duygusal bağlar kurmasını engeller.
Feminize totaliterlik, komünist veya nasyonal sosyalist totaliterliğin aksine, rejimin ideolojisine aykırı bir görüş bildirdiğinizde sizi tutuklamak için "gizli polis" kullanmaz. Bunun yerine sosyal dışlama, dijital platformdan men etme ve iptal kültürü gibi yöntemleri kullanarak sizi etkisiz hâle getirmeye çalışır. Tarihsel veya objektif gerçekleri değil, rejimden maddi ve manevi olarak nemalanan demografik grupların¹ "geçmişe karşı hissettikleri duyguları" söyleminin merkezine alır. Örneğin, Eski Batı'yı utanç verici, iğrenç veya sorunlu hissettirerek düşmanın temelini yok etmeye çalışır. Örneğin siz eşcinsellerden sosyal olarak hoşlanmıyorsanız, ki kimse kimseden hoşlanmak zorunda değildir ve hoşnutluk dikte edilemez, size "homofobik" damgası yapıştırarak sizi düşmanlaştırır ve size karşı düşmanca bir ortam yaratır. Benzer şekilde; kadınları en ufak bir konuda bile eleştirdiğiniz anda size "incel" damgası yapıştırarak sizi dehumanize ederek düşmanlaştırır; çünkü rejimin hizmet ettiği neredeyse tek demografik grup kadınlardır.
(1) kadınlar
---
Burada parantez açmak istediğim bir nokta, erkek düşmanı ve androfobik rejim için kadınların ve eşcinsellerin hayat görüşleri, istekleri ve dürtüleri neredeyse sorgulanamayacak kadar kutsalken, her nedense medeniyeti ayakta tutan işlerin %85'inden fazlasını yapan erkeklerin dürtüleri, istekleri, beklentileri ve ihtiyaçları düşmanca ve iğrençtir.
Örneğin, kadınların erkeklerden "in search of lost times" ciltlerinden daha uzun beklentileri her zaman normal, beklenir ve olumlu karşılanırken; bir erkeğin bir kadından en ufak bir beklentisinin olması açıkça kadın düşmanlığı olarak kabul edilir; çünkü erkek düşmanı ve androfobik rejim için bir kadını beğenmemek veya çekici bulamamak, soykırım mahkemesinde yargılanması gereken, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.
Bu feminize totaliterliğin doğası, düşmanlarına karşı 'total' bir ahlâki standardı koruyamamasından ve aynı zamanda başkalarının düşmanlarıyla ilişkilendirdiği duygulara saldırmasından kaynaklanır. Bu nedenle wokeizm, rakiplerinin tamamen aşağılanmasını hedefleyen aşağılık bir totaliter rejimdir. Tam da bu yüzden hiçbir filmde, video oyununda veya kültür eserinde bir erkek karakter, bir kahraman, bir kurtarıcı ya da "iyi" olarak yer alamazken, kötü karakteri kadın olan bir yayını en son ne zaman izlediğinizi bile hatırlamazsınız.
Wokeizmin diğer bir özelliği, onunla savaşmaya karar verdiğinizde saldırılacak net bir hedefinizin olmamasıdır; çünkü wokeizm, herhangi bir lider yetiştiremeyen ortak bir demografik zihin, bir hive minddır. Wokeizmin en basit tanımı, kadınların bir araya geldiğinde yaptıkları şey olduğu için temelde kıskançlıkla motive edilir. Bu yüzden bu hareketin içindeki hiç kimse liderliğe yükselerek "woke lideri" olamaz; çünkü böyle bir şey yapmaya kalkan biri hemen aşağılanarak cancellanır. Wokeizme karşı verilecek savaş, o hive mind'dan çıkan düşüncelere karşı verilmeli; karşı taraftan gelen saldırılar¹ karşısında kesinlikle savunmaya geçilmemeli, saldırılar ignore edilerek karşı saldırıyla cevap verilmelidir.
(1) kadın düşmanı, ırkçı, Nazi, incel et cetera...
---
BK veya Kanada gibi ülkelerde, tüm siyasi yelpazenin wokelaşmasıyla wokelizmin her totaliter unsurunu görebilirsiniz. Bu unsurlar, oy verenler için yapay bir seçim kavramı yaratır; totaliter demokratik Batı ülkelerinde oy kullananlar aslında, Çin'de ve Rusya'da olduğu gibi, hepsi aynı yönetimsel çıkarları paylaşan tek partili sistemin birden fazla tezahürüne oy verirler. Torylerin ve Kanada Muhafazakâr Partisi'nin icraatlarını yakından incelerseniz, her ikisinin de genellikle solcu olduğunu fark edersiniz. Yani wokeizm ilerleme adına sürekli state müdahalesine izin veren bir çıkar alanı oluşturduğu için toplumu kontrol etmenin bir yolu olarak daha derin ve yok edici bir wokeizme yönelir.
Ancak toplumun wokeizm ile kontrol edilmesinde rızası yok; bu yüzden on yıl öncesine kadar mülteciler veya eşcinsel evlilik gibi çoğu woke kültürel konu hakkında genel halkın görüşlerini sorsaydınız, neredeyse hiç kimsenin bunları desteklediğini görmezdiniz. Yine de profesyonel yönetici sınıfı (pmc) halkın rızası olmadan bunları zorla kabul ettirdi. Batı Yarımküre'nin büyük bir kısmını totaliter demokratik bir intihar kültü yönetiyor. Bu kült, nüfuzunu kaybettiği yapısal değişkenler nedeniyle giderek zayıflıyor; ancak medeniyet çökmeden önce mağlup edilip edilemeyeceği belirsiz.