kadınların totalitarizm sevgisi

entry1 galeri
    1.
  1. Sosyalizm, komünizm, wokeizm veya feminizm gibi tüm egaliteryen totaliter ideolojilerin kadınlar arasında bu kadar popüler olmasının asıl nedeni, totalitarizmin kadınların bir daha asla endişelenmesine gerek kalmayacak şekilde doğuştan gelen, şeytani ve bağımlılık yapıcı bir çekiciliğe sahip olmasıdır.

    Çoğu kadın bunu kabul etmeyi reddetse de, doğuştan zayıf ve ahmaktır; bu nedenle totaliter bir rejimi inanılmaz derecede çekici bulur. Kadınların en büyük korkusu, sorumluluk almak ve endişelenmek zorunda kalmaktır. Totalitarizm özünde feminize bir yapıya sahiptir; yani totalitarizm aslında feminize paniğin dışavurumunu yansıtan bir yapıya sahiptir.

    Kadınlar; çocuklarını büyütmenin yükü ve kendi doğuştan gelen zayıflıkları nedeniyle doğal olarak mümkün olan en güçlü otoriteye boyun eğmeyi arzularlar ve içinde bulunduğunuz 21. yüzyıl krizi gibi zamanlarda, hiçbir erkeğin her şeyi tüketen totaliter bir state'ten daha güçlü olamayacağını hızlıca fark ederler. işte bu yüzden solculuk, sosyalizm, marksizm, wokeizm veya feminizm gibi modernist egaliteryen fikirler bekâr kadınlar arasında daha popülerdir; çünkü state onlara karşılığında hiçbir şey beklemeden koşulsuz koruma (protection) ve gelir/kaynak (provision) sunar.

    Böylece totaliter görüşleri destekleyen temel demografiyi büyük oranda bu bekar kadın grubu oluşturur; çünkü totaliter rejimi destekleyenler, psikolojik olarak feminize olanlardır. Feminize olan, doğası gereği bütüncül, bir başka ifadeyle totaliter bir yapıya sahiptir. Çünkü tam bir egemenlik arzular ve artık düşünmez ve endişelenemez hâle gelmek ister. Feminize olan, doğal olarak her şeyi kapsayan, totaliter bir sistem arar. Yarım çözümler istemez; her ihtiyacın karşılandığı ve her endişenin güçlü bir erkek, totaliter bir state, et cetera gibi daha yüksek bir güç tarafından yönetildiği totalizer ya da bütüncül bir ortam ister.

    Feminize olan, dürtüsel olarak 'tamamen' tahakküm altına alındığı veya 'tamamen' korunduğu bir duruma yönelme eğiliminde olduğu için totalleştirici kolektivist sistemlere daha yatkındır. Böyle bir yönelim, bilinmeyenin kaygısını ortadan kaldırır ve feminize tam tahakküm dürtüsünün total yapıyla bütünleştiği, artık kendi başına düşünmek ya da endişelenmek zorunda kalmadığı bir duruma geçişi sağlar.

    Günümüzde, özellikle ABD, BK, AB gibi Batı ülkelerinde state, kadınlar için hesap vermek zorunda olmadıkları bir dildo halini almıştır. Bu ülkelerde kadınlar işledikleri aynı suçlarda erkeklere göre %40 daha az ceza alırlar. Erkeklere karşı işledikleri öldürmeye teşebbüs gibi ciddi suçlar nedeniyle çoğu zaman çok düşük ceza ya da anlamsız misdemeanor cezalarıyla yırtarlar. Tüm kolluk kuvveti etkileşimlerinde ve yargılama sürecinde erkeklere göre çok daha nazik ve suça yüreklendirici muamele görürler. Totaliter demokratik Batı rejimlerinin hizmet ettiği tek demografik kitle kadınlardır.

    Kadın okuyucu bu kısmı anlamakta güçlük çekebilir; ancak erkek okuyucu ne demek istediğimi kolaylıkla anlayacaktır. Bir devrimin gerçekleşip eski rejimin devrilmesi;

    • devrimcilerin kaybedecek bir şeylerinin olup olmadığı,

    • farklı sosyal sınıfların devrim için iş birliğine istekli olup olmadığı,

    • devrimcilerin silahlı olup olmadığı; örneğin asker, polis, kolluk kuvvetlerinin devrime destek verip vermediği

    gibi şartlara bağlıdır.

    Güç bir kadın mıknatısıdır. Köpek balıklarının, piranaların ve diğer tüm predatorların kan kokusunu 100 km öteden alması gibi, kadınlar da güce tapan kötücül hipergamik doğaları sayesinde güce mıknatıs gibi çekilirler. Nerede güç varsa, çevresinde kümelenmiş bir kadın kütlesi olduğunu ve bu gücün, çevresindeki asalaklarla hareket ettiğini görürsünüz.

    Sosyal ya da siyasi bir hareket, gerçekten organik bir güç kazanmaya başladığı anda, toplumdaki kadınları kendisine doğru çekecektir. Hiç tanımadığınız veya içinde bulunmadığınız bir toplumdaki siyasi veya toplumsal bir hareketin güç kazanıp bir devrime yol açıp açmayacağını anlamak için, yukarıda bahsettiğim bir düzine şartı sağlayıp sağlamadığını o toplumun içine girip inceleyebilirsiniz; ancak bunu anlamanın bir başka yolu da o toplumdaki kadınların, özellikle de genç kadınların, yüksek oranda o harekete destek verip vermediğini incelemektir.

    Dolayısıyla genç kadınların eski rejimin en ateşli destekçileri olmaktan çıkıp devrimi desteklemeye başladıkları bir kırılma noktası vardır; bu durum hem Amerikan hem Fransız, Rus devrimlerinde, hem de Nazi Almanyası'nın yükselişinde yaşanmıştır. Nasyonal "sosyalist" Almanya gibi hiper-maskülen, totaliter toplumlarda bile kadınların hayranlık duyabileceği oldukça duygusal ve romantik bir erkeklik kavramı mevcuttur. Nasyonal "sosyalist" partinin en ateşli destekçileri romantik kahramanlığa kapılan genç kadınlardı.

    Eylül 18, 2026
    0 ...