Acemyan’ın resimleri sonuçta var olmuş istanbul ile hayal edilmiş istanbul arasındaki sınırda durur.
Sanatçı kenti belgelemekten çok, onun hakkında hatırladıklarımızı ve hatırlamak istediklerimizi resmeder. Bu nedenle resimler tarihsel belge olmaktan ziyade şiirsel kent arşivleri olarak düşünülebilir.
istanbul sürekli değişirken Acemyan’ın resimlerinde şehir adeta zamanı durdurur: vapurlar Boğaz’dan geçmeye, kahveler dolmaya, sokak lambaları yanmaya, çocuklar parklarda koşmaya ve insanlar kaldırımlarda birbirlerinin yanından geçmeye devam eder.