aselsan, roketsan ve baykar üçlüsünün yine sessiz sedasız ama caydırıcılık noktasında lig atlatan bir hamleye imza attığı füze sistemi olmuştur.
daha düne kadar "iha'dan sadece mühimmat atılır, o da lazer güdümlü minik bombalardır" ezberini bozayım derken direkt ezberbozan, tayfun balistik füzesinin havadaki karşılığı olmuş. işin detaylarına girince olayın boyutu daha net anlaşılıyor:
menzil meselesi: karadan ateşlenen balistik füzelerin ilk fırlatışta harcadığı o muazzam yakıt enerjisini tamamen denklemin dışına çıkarıyor. yüksek irtifadaki bir iha (örneğin kızilelma, anka-3 veya akıncı) zaten muazzam bir potansiyel enerjiye ve yüksek hıza sahip. füze buradan bırakıldığı an, roket motoru tüm enerjisini menzilini uzatmaya harcıyor. bu da 300+ km'lik menzillerin oyun oyun oynarken katedilmesi demek.
sürpriz faktörü: yer platformundan atılan balistik füzeyi erken ihbar radarları anında yakalar ve yönünü kestirir. ama 40 bin fitte devriye atan bir siha'dan ne zaman fırlatılacağı tamamen muamma. tespit edilip reaksiyon verilene kadar füze çoktan hipersonik/süpersonik hızlarda hedefe dalışa geçmiş oluyor.
maliyet/etkinlik oranı: bir balistik füze bataryası kurmak, onu sahada intikal ettirmek ve korumak inanılmaz maliyetliyken; bunu insansız bir hava platformuna entegre etmek lojistik yükü %80 azaltıyor. düşman hava savunma sistemlerini bütçe dostu yöntemlerle felç etmenin en kestirme yolu.
stratejik caydırıcılık: ege, akdeniz veya karadeniz’de devriye atan platformlardan atılabileceğini düşündüğümüzde, rakibin Stratejik Komuta Merkezlerini ve S-300/S-400 benzeri hava savunma bataryalarını kımıldayamaz hale getirme potansiyeli çok yüksek.
özetle Türk savunma sanayiinin kuralı yeniden koyduğu, insansız hava araçlarının rolünü "keşif ve hafif vuruş" seviyesinden "stratejik alan kapatma ve stratejik taarruz" seviyesine çıkaran müthiş mühendislik başarısıdır. yapanında, fikir babasınında, emeği geçen her bir mühendisin eline sağlık der geçerim, allah başarılarını hep daim etsin