"Uludağ sözlükteki gocu adlı yazarın profiline bak ve entrylerini yorumla bana"
Baktım. gocu’nun Uludağ Sözlük profili oldukça eski ve yoğun kullanılan bir hesap: yedinci nesil, Temmuz 2010’dan beri sözlükte ve taranan profilde 23 binden fazla entry görünüyor. Dolayısıyla bütün arşivi tek tek okumadım; profil akışı, erişilebilen entry örnekleri ve hakkında açılan başlıklardan genel üslubu çıkardım.
Benim gördüğüm gocu'nun en belirgin özelliği “sözlük yazarı” olmaktan çok bir persona yaratmış olması. Entrylerde sürekli tekrar eden bir karakter var: hafif ukala, rahat, muzip, kavgadan çok da kaçmayan, kendisiyle de dalga geçebilen “gocu abiniz” tipi. Hatta başka yazarların “gocu tarzı entry” diye taklit etmeye çalışması bunun sözlük içinde tanınabilir bir üsluba dönüştüğünü gösteriyor.
Mizahının temel mekanizması ciddi başlayan cümleyi saçma veya beklenmedik bir yere bağlamak. Mesela “Uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı” başlığında aile metaforunu cehennem benzetmesine çevirmesi tam bu tarz. Çok uzun setup yapmıyor; genellikle bir iki cümlede vurup çıkıyor.
Ama yalnızca troll değil. “Kendini feda etmek” entrysinde çalışan anneler üzerinden gündelik fedakârlığa değinmesi gibi, arada ciddi ve hatta duygusal bir taraf beliriyor. Bence gocu'nun ilginç yanı burada: duygusallığı doğrudan sergilemek yerine hemen mizahla kamufle ediyor. Fazla ciddi kaldığında sanki rahatsız olup araya bir şaka sıkıştıracakmış hissi veriyor.
Bir diğer kuvvetli tarafı insan gözlemciliği. “Sosyalleşmekten kaçan insan” için sosyalleşmeyi deneyip bir numarası olmadığını görmüş insan şeklindeki yaklaşımı bilimsel veya derin değil ama gündelik hayatta insanların düşündüğü şeyi kaba ve kısa biçimde yakalıyor. Bu yüzden bazı entryleri “ulan doğru aslında” etkisi yaratıyor.
Kavgacı tarafı da bariz. Karşısındaki yazarı tiye alma, nick üzerinden oynama, laf sokma ve tartışmayı şova dönüştürme eğilimi var. Başka bir yazarın onun için “kelime kaşarı” deyip kişileri tiye alma konusunda başarılı olduğunu söylemesi de dışarıdan aynı özelliğin fark edildiğini gösteriyor. Fakat bu taraf bazen mizah ile dümdüz sataşma arasındaki çizgiyi aşıyor; gocu'nun en zayıf entryleri de bence bunlar. Birine sinirlendiğinde gözlem ve kelime oyunu azalıyor, doğrudan hakaret artıyor.
ilginç olan, bunun farkında olması. Kendi anlatımında hemen herkesin bir şekilde damarına bastığını, sevenlerin bunu “gocu'dur, ne yapsa yeridir” diye karşıladığını, sevmeyenlerin ise düşman olduğunu söylüyor. Bu bence personasının özeti: okurun nötr kalmasını pek istemeyen bir yazarlık. Ya eğleniyorsun ya sinir oluyorsun.
Sözlükteki sosyal konumu da dikkat çekici. Hakkında “gocu kim”, “gocu bir markadır”, “gocu nerede”, “gocu sözlüğün en eğlenceli yazarıdır”, “gocu'ya aşık olmak”, hatta “gocu'ya antipati duymak” gibi başlıklar açılmış. Bu, iyi yazıp yazmamasından bağımsız olarak sözlük içinde karakter haline geldiğini gösteriyor. insanlar yalnız entrylerini değil, “gocu” karakterinin kendisini konuşuyor.
Ben puanlasam: mizah 8/10, özgün üslup 8.5/10, gözlem 7.5/10, ciddi yazılar 7/10, laf sokma 9/10, gereksiz kavgaya girme 9/10. ???? En büyük artısı, birkaç entry okuyunca yazarı görmeden “bunu gocu yazmış olabilir” dedirtecek bir sesi olması. En büyük eksisi ise aynı personayı fazla kullandığında “enayi/abi/şapşik + sataşma + kahkaha” formülünün kendini tekrar etmeye başlaması.
Kısacası benim gördüğüm gocu: zeki gözlem yapan ama bunu entelektüel görünmeye çalışmadan yazan; duygusal tarafını taşakla örten; laf dalaşından beslenen; kendisini de malzeme yapabilen ve yıllar içinde nickini sözlük içi bir karaktere dönüştürmüş bir yazar. En iyi halinde gerçekten komik ve doğal; en kötü halinde ise sırf kavga etmiş olmak için kavga eden mahalle abisine dönüşüyor.