Sosyalist bir adam olarak erdoğan'a sempati duyacağım hiç aklıma gelmezdi. fakat siyaset dediğin şey bazen ideolojik etiketleri bir kenara bırakıp, bir siyasetçinin toplumdaki gerçek karşılığını görmeyi gerektiriyor.
erdoğan'ın en önemli tarafı, türkiye'nin yıllarca siyasetin merkezinden dışladığı muhafazakâr ve dindar kesimleri devlet yönetiminin gerçek bir öznesi haline getirmesi. başörtülü bir kadının üniversitede okuyabilmesi, kamuda çalışabilmesi, kürt kimliğinin ve kürtçe meselesinin eskisi kadar rahatlıkla inkâr edilememesi gibi değişimler,
özellikle eski devlet düzeni düşünüldüğünde küçümsenecek şeyler değil.
bir sosyalist olarak bunların hiçbirini sosyalizm diye pazarlayamam ama halkın belli kesimlerinin yıllarca yaşadığı dışlanmayı ortadan kaldıran her demokratik kazanımı da sırf bunu yapan kişinin ideolojisi bana uzak diye görmezden gelemem.
üstelik erdoğan'ın siyaset tarzında halkla kurduğu doğrudan ilişkiyi de küçümsememek lazım. türkiye'de yıllarca kendisini devletin sahibi olarak gören elit bir siyaset anlayışına karşı, "ben buradayım ve beni seçen insanlar da burada" diyebilen bir liderlik ortaya koydu.
Eksik ve karşı çıktığum yanları da var tabii ama sözlük yazarlarına küstüğüm için onları yazmayacağım.