konu aslında çok derin.
hatırlayın...
amerika başkanı trump çıkıp birleşmiş milletler (bm) dünya sağlık örgütü (who) birleşmiş milletler gıda ve tarım teşkilatı (fao) dünya gıda programı (wfp) vb. uluslar arası organizasyonlara destek, yardım ve finansmanları ya kısmen çekip ya da eskisi gibi destek vermeyeceğini, kısıtlamaya gideceğini açıkladı.
dediğini de yaptı.
tabi ki kahvedeki yaşlı amca için bu durum "eee! ne olmuş yani?
çekerse çeksin.
dünya 5'den böyyüg.
eeey ameriga sen kimsin yağ?" olabilir.
aslında ne mi oldu?
ingiltere'sinden Fransa'ya, Almanya'sından Japonya'ya, Rusya'sından çin'e hepsi cami avlusuna bırakılan gayrimeşru çocuk gibi ortalıkta kaldı.
durumu örneklemek gerekirse, evin reisi olan çalışan babanın "benden bu kadar, herkes başının çaresine baksın" demesine benzer durum yaşanıyor.
bu uluslar arası kuruluşlarda organizasyon, eylem, yetki olarak finansmanından intikale, kontrol ve müdahaleden yasal statüye, hukuk olarak yetkilendirilmede şüphesiz tek güç amerika.
hele ki bm bünyesinde silahlı eylem gücü olan barış gücü amerika olmadan etkisiz eleman.
bir çatışma-savaş durumunda bırakın görev sorumluluk alanında güvenliği sağlamayı, bm barış gücü kendi güvenliğini amerika olmadan sağlayamaz.
bir bölgede yaşanılan insanlık trajedesi (savaş, çatışma, soykırım, toplu infazlar, açlık, sürgün vb) için bölgede insanların güvenliğini sağlamak için oluşturulacak gücü amerika olmadan toplayamazlar.
toplasalar bile bu gücün yetki, görev ve salahiyetini, komuta ve kontrolünü sağlayamazlar.
tüm bunlar olsa bile görev bölgesine intikal ettiremezler.
görev bölgesine intikal ettirseler bile ne bölgenin, ne bölge insanının ne de kendilerinin güvenliğini sağlayacak operasyonel güç kullanımını ve lojistik desteği Amerika olmadan sürdüremezler.
sorun para değil, finansman sorunu aşılabilir ki bunu bile başaramıyorlar.
bosna savaşında bm rezaletlerini yaşamadık mı?
Bosna'da bm güvenli bölge ilan ettiği bölgelerde tecavüzler, soykırım-katliamlar olmadı mı?
bm bünyesinde özellikle avrupa devletlerinin görev güçlerinin çaresizliğine şahit olmadık mı?
bm bünyesinde hollandalı askerlerin kontrolünde olan srebrenitsa bölgesinde yaşanılan tecavüzler katliamları hatırlayın.
hollandalı askerler tehdit ve baskılara boyun eğip boşnakların kendilerini savunacak silahları topladı. yetmedi... korumakla görevli olduğu bölgeyi sırp milislere terk etti.
hollanda hükümeti bu insanlık suçundan dolayı toplu şekilde istifa etti.
lahey ve hollanda mahkemeleri hollanda hükümetini suçlu buldu.
Birleşmiş Milletler, 23 Mayıs 2024 tarihinde alınan kararla, 11 Temmuz'u Srebrenitsa Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti.
en sonunda amerika sazı eline aldı ve tüm bm kararlarını, yetkisini yok sayarak aynı zamanda da kuruluş ilkesine ters olarak natoyu işe dahil ederek rusya ile çatışma pahasına sırplara müdahale etti, askeri güç kullandı ve bu katliamı yapan, dahilinde yetkili olan tüm sırp askeri ve siyasi liderleri Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesinde yargılattı, mahkum ettirdi.
diyeceğim şu ki...
amerika küsünce böyle oluyor.
tüm bosna savaşında soykırımında ölen bm çalışanlarının sayısı gazze de 1 günde ölen bm sayısı kadardır deyim de anlayın.
amerika politikasına bakın.
eğer bosna savaşında amerika politikası şu an olsaydı israil gazze de bu soykırımı yapabilir miydi?
kimse yahudilik, ameria israil organik bağı vs diye saçmalamasın.
ülkeler din, kimlik, ideolojiyle değil de çıkarla yönetilir.