- tarhana lololo.
- tarhana iiiy iğreaanç.
- tarhana köylülük.
* neden?
- ben şehirliyim.
- ben okudum.
avamda dillendirilen "tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözünün neden söylendiğini anlıyoruz.
aslında cümlenin tamamı “Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır, diploma (veya okumak) insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik baki kalır” dizeleridir ve bu dizeler anonim veya fuzuli ya da ziya paşa, osman bölükbaşı vb kişilere addedilir.
şu yaşadığımız iletişim çağında maruz kaldığımız kültür geçişleri (birileri için kültür emperyalizmi) üretmeyen (üretim derken kalite, marka, düşünce, sanat, eğlence vb artı değer açısından) bir toplumda-çevrede inanılmaz erozyonlara yol açar.
bireylerin genellikle kişiliği, karakteri oluşmamış ise üzerlerinde yıkıcı etki yaratır.
sağduyu ile erdem açısından yetersiz olmak kaçınılmaz.
yaşadığı psikolojik travmalara dönüşen-oluşan bu etki ile kaçınılmaz olarak kendinden utanma duygusu yansımaları tepki olarak ortaya çıkar ki bu da zincirleme bir reaksiyona dönüşür.
kişilerde etnosantrik (kabaca kabile kültürü desek yanlış olmaz. dil, din, kimlik, gelenek, topluluk vb temelli davranış) bozukluları görülür.
etnosantrik kişiler ya fundamental bir yapıda tam bir yobaza dönüşür ya da toplumdan kendini her alanda ve anlamda dışlar tüm değerleri ret eder.
etnosantrik davranış bozukluğu nasıl olur?
örnek: dil konuşmada elmaya "alma" yeğene yiğen" ne yapıyorsun değil de "napıyorsun" vb diyen birine karşı çıkıp kendini eğitimli ve okumuş olarak gören biri türkçenin dil yapısı açısından bu telaffuzu eleştirmesi "alma değil elma, yiğen değil yeğen, napıyorsun değil ne yapıyorsun diyeceksin. türkçe açısından doğrusunu söyle" demesi. kendini türk olarak görüp bu telaffuzları yapanlara da "türkçeyi bilmiyor" diye gülmesi.
oysa türk dili açısından, türkçede ünlü ünsüz uyumu açısından telaffuzda doğrusu elma değil de alma, yeğen değil de yiğen, ne yapıyorsun değil de napıyorsun-burada na hecesinde a uzatılır" olduğunu bilmez.
ideoloji, düşünce, değer yargısı ve düşünce açısından ele alırsak kendine milliyetçi diyen biri çıkıp apoya özgürlük pkk için af vb uygulamaları savunur.
enerjiden güvenliğe, eğitimden üretime ülke millet devlet çıkarına ters politikaları savunur. tehlike ve riskleri söyleyene de vatan haini der.
dünyada eşi benzeri olmayan sağlık bakanlığı doktorların 6 dilde reçete yazması kararına laf etmez. sömürge ülkesi olsak en fazla bu ülke ve işgal gücü olan ülkenin dili olur demez.
bir kelime türkçe bilmeyene vatandaşlık verilmesini eleştirmez. oysa dünyada sayısız örneği var ki en az a2 seviyesinde dil bilmeniz yetmez, o toplumun kültürünü değer yargısını da bilmelisiniz.
kendileri milliyetçi türkçü ya...
başka bir örnek:
doğru dürüst türkçe bilmeden bin yıl önce ki feodal sistemi savunup-yaşayıp, "dövğled bizi asimle edii" diyen kürt.
diplomalı cahillerin çıkıp türk diye bir ırk yok demesi, osmanlıdan selçukluya türk devletlerini ırkçı, asimileci, soykırımcı görmeleri ki türklerin hakimiyetinde olan topraklarda türk olmayanlar (akrabalık-evlilikle oluşmuş topluluklar hariç) bir kelime türkçe bilmemesi ki insan bu nasıl asimileci ve soykırımcı politika diye soru sordurur.
böyle sayısız örnekler var.
yine avamda bu aşağılık kompleksine en doğru tanım "civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş" diye tarif edilir.
bu acınası etnosantrik bozukluk yaşayan ruh hastalarına ya gülüyor ya acıyorum.
bende çiğ köfte veya lahmacun yemiyorum, sevmiyorum, iğreniyorum.
ömrüm boyunca yediğim lahmacun bir elin parmaklarını, çiğ köfte bir yumruk kadardır. nezaketen bir lokma yemek zorunda oldum ama bunu yiyen insanları aşağılamadım, hor görmedim, kendimi üstün görmedim.
genetik miras olarak midem kronik rahatsız. aşırı baharatlı acılı ve çiğ şeyleri yiyemiyorum. bunun da tetiklemesi var diye suşi yiyen asyalıyı veya çiğ köfte yiyen kürdü bunu yiyor diye hor görmem.
cehalet veya aptallık ya da ruhsal bozuklukla gelip sözlükte saçmalayalım lütfen.