din, tanrı inancından önce yaşama bakın.
yaratıcı inancınız varsa ve onu anlamak istiyorsanız ilk önce yaşama bakın.
bir sanatçıyı anlamanız için onun eserine bakmalısınız.
dünyada canlı yaşamı diyebileceğimiz nesnel varlıkları bile kategorize edemiyoruz.
insan, hayvan, bitki vs (monera, arkeler, protista, fungi, bitki, hayvan vb alemleri diye) üstün körü adlandırıp geçiyoruz.
canlı yaşamı sayamıyoruz..
yeryüzünde canlı yaşamın kaç türü var bilmiyoruz. en kabul gören rakam sadece ökaryotik olarak 8-9 milyon tür var. bu türlerin her birinde kaç biyolojik yaşam var, toplamda kaç canlı var bilmiyoruz.
yaşamı bile tam olarak tarif edemiyoruz.
bir yaşamın olması için tanımlanmış gerekli şartlar ile ortamlar dışında da yaşamı görmekteyiz. yeni türler, yeni canlılara (yaşamış veya yok olmuş ya da yaşayanlara) rastlamaktayız.
şu an elimizde olan teknolojiyle canlı diye tarif ettiğimiz türleri ve bu türlerin toplam sayısı saymaya kalksak (şu kadar insan, bu kadar bitki, toplam böcek, hayvan, bakteri, mantar, ökaryotik ve protist canlılar vb) var diye yeryüzünde şu an yaşayan canlıların total bir sayısını çıkarmaya kalksak 50 ile 99 arası bir rakam yazıp sonuna 30 tane sıfır ekleseniz yine de rakam az gelebilir.
sadece karıncalar 20-25 katrilyon, böcek ailesinde sadece bir türün sayısı.
ya sivrisinekler, kelebekler, arılar...
yaşamı ne tarif edebiliyoruz, ne kategorize edebiliyoruz, ne sayabiliyoruz, ne de listeleyerek sınıflandırabiliyoruz.
insan...
bugün yeryüzünde 8.5 milyar insan yaşıyor. şimdiye kadar yaşamış (geçmişten günümüze) 120 milyar (+/-) yaşadığı tahmin ediliyor.
ilk din, inanç, yaratıcı bilinci insanda ne zaman ortaya çıktı?
10 bin yıl önce mi?
20 bin yıl önce mi?
30 bin yıl önce mi?
ne zaman din, inanç, yaratıcı bilinci insanda ne zaman oluştu?
bundan 50 bin yıl önce mağara duvarına resim yapan insanlar yaşamının merkezinde olan korkunun tetiklediği hayatta kalma serüveninde mağara duvarına çizdiği vahşi yaşamın tariflerinde geçen izlerde görülen sorgulama, muhakeme etme, yaşamı anlama, kendini anlatma-iz bırakma, neden-nasıl-niçin diyerek üstesinden gelemediği zorluklara karşı bir savunma mekanizması geliştirip iç dünyasında korkuyla temellenmiş bir ruhlar, doğa üstü güçler olduğu inancını mı (animizm ve şamanizm vb) yaşamış?
kendini geliştiren insan mağaradan çıkıp kural kaidelerle belirlenmiş yerleşik hayata geçince başka inançlarla ve ritüellerle sentezlediği inancında çok tanrılı dinler, tanrılar-tanrıçalar panteonuna mı yönelmiş?
her alanda ve anlamda maddi manevi gelişimi sürdüren ve yeryüzünde başka coğrafyada yaşama geçen insanlar coğrafya, kültür, gereklilik, hakimiyet vb etkenlerle inanç ve yaratıcı çeşitliliğini sürdürmüş mü?
bir arada yaşamın içinde zamanla gücü elinde tutanlar dinin toplumu ve insanları kullanmada ve yönetmek-yönlendirmek, iktidarı korumak yanında zenginliğe sahip olmakta, gücü sürdürmekte en maliyetsiz ve başarı oranı en yüksek aracın din olduğunu fark etmesiyle tek tanrılı dinlere mi geçildi?
inanın veya inanmayın.
yaratıcı var veya yok, bunlar önemli değil.
insan denen canlının dünya'da yaşam olarak ortaya çıkması biyoloji olarak imkansıza yakındır.
bilim şu an insan yaşamını şöyle açıklıyor.
bir kişi yüz defa yazı tura atıyor ve yüz defa yazı tura atılan para yere düşünce dik geliyor.
fazla teknik konulara girmeden neden-sonuç, etki-tepki olarak yeryüzünde insan yaşamının başlangıcı gelişimi böyle tarif ediliyor.
tesadüfler...
bir de insan denen canlının doğasını düşürseniz (yaşamında ihtiyaçları, sahip olma dürtüleri, değer yargıları, tüketim şekli, doğa ve tanrı neye inanıyorsanız bu gücün yaşamı var-yok etme, şekillendirme yetisine karşı insanın kendisi yaşamı var-yok etme ve şekillendirme yarışına girişi) tüm bunlar düşünülürse yaşamı ortaya çıkaran güçle savaşan ve yaşamın tarifini kendine göre değiştiren yapılandıran tek canlı insandır.
böyle bir canlının din inancı bir tane olabilir mi?
bu canlının 1 tane yaratıcı inancı olabilir mi?
evrensel kabul görmüş ortak bir değer yargısı insanda olabilir mi?
insan denen canlı diğer canlılardan biyolojik, genetik veya akıl, zeka ile farklı değildir.
insan diğer canlılardan değer yargılarıyla ayrılır. buna ahlak ve etik değerler (utanma duygusu) denir.
hiçbir canlının yaşamda tercih hakkı yoktur. insan hariç, insanın tercih hakkı vardır ve tıpkı doğa evren tanrı-yaratıcı gibi var etme veya yok etme seçeneğini kullanır.
bunun için insanda utanma duygusu yer etmiştir ve bu utanma duygusu yaşamın sigortası olmuştur.