türk dizileri pek seyredilmez.
son 10 yıldır da hiç seyretmiyoruz zaten.
en son 2015 yılında aşk yeniden dizisinin ilk 8-10 bölümünü izlemiş sonradan bırakmıştım.
hangi dizi olursa olsun ilk 8-10 bölümden sonra zaten içine ediliyor.
hele ki dizi tutar belli bir reyting üzerine çıkarsa senaristler ve diziyi kurgulayanlar diziyi uzatmak için taslaklara ek yapılması, işlenen temayı çeşitlendirerek konunun dışına çıkmaları vb kararlarla dizi don lastiğine dönüyor.
nasıl olsa dizi tuttu, reytingler tavan yaptı diye senaristinden yapımcısına, yönetmeninden tasarımcısı, makyözü vb işi boşluyor.
diziyi uzatmak ve reytingde üst sıralarda kalmak için dizinin içeriği dışına çıkılıyor ve sonuç olarak diziye final yaparken de bu değişikliklerle saçma absürt bir final ortaya çıkıyor.
ülkemizde kurgu olmayan ve yaşanmış bir olay, tarihi gerçekliği işleyen, biyografi vb açıdan çekilmiş dizilerse evlere şenlik.
örnek: kuruluş, diriliş, muhteşem yüzyıl vb kıl tüy dizileri tam bir komedi.
kostümünden makyajına, oyuncuların vücut dilinden mimiklerine, vücut proporsiyonlarına bakınca gülmemek elde değil.
metro seksüel erkekler ve güzellik salonları müdavimi kadın oyuncular ortalıkta endamlarını sergiliyor. kimse "vanminitlan, 880 500-300 yıl önceyi anlatıyoruz" demiyor.
hele ki kadın oyuncular... tam bir komedi, destekli sütyenleriyle göğüsler dimdik, bir de vücut duruşu pozisyonuyla yürümesiyle göğüsler vücudundan önce gidiyor.
adeta 30 ağustos zafer bayramında geçiş yapan zırhlı birliklerde tankın namlusu gibi göğüsler "dikkat kadın geçiyor" diye bağırıyor.
yok yani, tamam...
haremi anlarım, kadın kadına mal beyanı yapar edasıyla göğüsler dimdik, vücut duruşu, yürüyüşüyle "çekilim memelerime yol verin, dikkat meme geçiyor" edasıyla arz-ı endam edersiniz de namahrem bir ortamda kadın bunu sarayda bile yapmaz.
podyumda bir defilede yürür edasıyla salınamazsınız.
bir de 800-600-500-300 yıl önce ki bir konuyu işliyorsanız dizide bir kişi çıkıp şu an ki güzellik algısıyla o yıllarda güzellik algısı bir mi diye sormuyor.
o yıllarda zayıflık bir güzellik algısı değil de tam tersi sağlıksız olma-hastalık, bakımsız, çirkinlik algısıydı.
dizi planlama ve yapım aşamasında oyunculara proje içeriği hakkında bilgi verip basitçe "biraz kilo alın, kuaför ve cilt bakımlarınızı, pedikür, manikür vb randevularınızı erteleyin" denmiyor mu?
oyuncu seçmelerini yaparken bunlar neye dikkat ediyor?
kostümleri tasarlayan stilist modelistler bundan 600 yıl önce ki renk, dikişlere ve aksesuarlara tasarımlara dikkat etmiyor.
maalesef artık ülkemizde görsel sanatlar açısından üretilen bir eserleri artık izleyemiyoruz.
tabi ki zevkler renkler tartışılmaz. bu durumdan rahatsız olmayan kitle var ve onları eleştirecek de değiliz.
kılıç kalkanla (bir eline döner bıçağını alıp diğer eline tencere kapağını alıp) ekran başında coşkuyla nara atan insanlara üretilen içerikler bize gururdan çok aklımıza zekamıza yapılmış hakareti yaşatıyor.