Ertuğrul Özkök haksızlık etmiş.
cb erdoğan-türkiye ile franco-ispanya karşılaştırılması yapılması hiç uygun olmamış.
elde ki somut delillere bakalım.
diktatör, rejim, ideoloji vs karşılaştırması yapmadan, politik aptallık söylemlerine girmeden siyaset dışından yaklaşalım.
örnek:
ispanya'da franco döneminde fiat lisansıyla üretilen seat 600 marka "yerli ve milli" otomobilleri ispanyol işçi kesiminde çok popülerdi.
dikkat buyurunuz...
işçi kesiminde.
her ne kadar franco bir ekonomist(!) olmasa da bir diktatördü ve bir çalışan işçi en büyük banknotuyla ispanya'da franco döneminde 4 kilo soğan almıyordu.
ispanya'da franco döneminde turizm alt yapıları program, eğitim ve yatırımları ile oluşan ortaya çıkan turizm kültürüyle bugün 2026 yılı ilk 4 ayında ispanya'ya 27 milyona yakın turist geldi.
2025 yılı ispanyada turizm geliri 219 milyar euro oldu. şu an Turizm sektörü, ispanya'nın toplam ulusal ekonomisinin %13’lük kısmını oluşturuyor.
türkiye'de ise iyi-kötü, eksik-fazla 1980 sonrası inşa ettiğimiz turizmi yok etmekle kalmadık adeta içine ettik desek az söylemiş oluruz.
bırakın yabancıyı kendi insanlarımız kendi ülkesinde tatil imkanı varsa bu imkanını yunanistan'da kullanıyor.
turizm bölgeleri talan, yağma, rant içinde tam soygun düzeninde. yerli yabancı fark etmeden insanı da doğayı da sömürüp yok ediyoruz.
burada binlerce bakınız vermeye gerek görmüyorum. şu an turizm kapasitemizin %20'sini tüm bu soygun düzeninde kullanıyoruz.
ondan sonra şu kadar turizm gelirimiz var diye çocukça seviniriz. 100 lira alacağımız işten 20 lira alıyoruz ve bunu anlayacak kapasitede kimse yok.
ya spor?
ispanya'da franco döneminde yapılan yatırım ve eğitimlerin kaymağını sporda şu an yiyor.
ispanya sadece kendilerinin değil arjantin ve brezilyanın da futbolunun gelişimi sağlamıştır.
devasa stadyumlar, alt yapılarla real madrid, atletico madrid ispanyol milliyetçiliğinin yıldızı olsa da barselona ve athletic bilbao bask ve katalan azınlıkların yıldızı olması büyümesi franco eseridir.
ilginçtir, ispanya ayrılıkçı (bölücü, dıj minnag, vatan haini, terörist, ülke bölünsün diyen vs kıl tüy denilen yerler) ekonomik, sosyal, eğitim olarak en gelişmiş yerlerdir.
bunun nedeni de franco'nun diktatör olmasıydı ki franco döneminde ekonomi politik bir silahtı.
örnek: bir bölgede muhalefet güçlü mü o bölgeye asker polis yığ, muhalif önde gelenleri tutukla, o bölgeye fabrika aç, stadyum spor kompleksi yap.
böylelikle anne babaların fabrikada, çocukların spor salonlarında olmasını sağla ve insanları sokaklardan çek.
Türkiye'de ise tam tersi.
fabrikaları sat, kapat insanları üretimden çek, ithalatı patlat ve "paramız var ki yurt dışından alıyoruz" diye iktisat, ekonomi için akla ziyan laf et.
yatırım, teşvik, vergi muafiyetleri, ihale vb yandaşlara dağıt.
spor kompleksi stadyumlar yap (ulaşım, kullanım, mimari, işletme, altyapı, maliyet vb tartışmalara girmeden) belediyelerle başlayan spora siyaset girmesi sonunda bir real madrid veya athletico madrid yaratamadan yüzlerce milyon dolar çöp olmuştur.
liyakatsizlik, eğitimsizlik, yetersizlik, bilgisizlik, sorumsuzluk içinde olan insanları böyle devasa maliyetli organizasyonların başına koyarsanız ortaya çıkardığınız değer ne olabilir?
mesela son olarak ispanyanın futbolda dünya şampiyonu olması.
ondan önce franco döneminde ispanyanın avrupa şampiyonu olması.
bizim futbol federasyonu başkanımız.
vs.
vs.
vs.
sanat ve sosyal barış, eğitim vb konuyu uzatmayalım.
franco ile cb erdoğan kıyaslaması yapmak ya cehalet ya da günah çıkarmadır.
yapılan karşılaştırmayı eldeki verilerle analiz ve sentez yapacak kapasitede olmayanlar bu ülkede gazeteci oluyor.