Antik tuzaklar, eski medeniyetlerin yapıları, kutsal mekanları veya askeri hatları korumak amacıyla yerçekimi, mekanik düzenekler ya da kimyasal unsurları kullanarak define hırsızlarını, davetsiz misafirleri ve düşman birliklerini etkisiz hale getirmek için tasarladığı gizli savunma sistemleridir.
Tarihsel süreçte varlığı arkeolojik bulgular ve birinci elden kroniklerle teyit edilen savunma sistemlerinin başında Çin imparatoru Çin Şi Huang'ın anıt mezarı gelmektedir. Büyük tarihçi Sima Qian'ın aktardığı kayıtlar ile günümüzde mezar çevresindeki toprak analizlerinde saptanan yüksek düzeydeki cıva kalıntıları bu durumu açıkça doğrular. Mezar odasının tabanına yerleştirilen mekanizmalarla sıvı cıvanın kesintisiz akması sağlanmış, böylece içeri sızmaya çalışacak kişilerin ölümcül ağır metal buharıyla etkisiz hale getirilmesi amaçlanmıştır. Aynı kompleks dahilinde izinsiz girişleri önlemek amacıyla kurulan kurmalı yaylı sistemlerin varlığı, hem dönemin yazılı kaynaklarında yer almakta hem de kazılarda çıkarılan gelişmiş bronz tetik parçalarıyla somutlaşmaktadır. Çin askeri mimarisinde ayrıca sur diplerine kazılan ve üzerleri zayıf ahşap malzemeyle kapatılan gizli hendeklerin tabanına zehirli bitki özlerine batırılmış bambu kazıklar dikilerek düşman birliklerine karşı etkili bir engel oluşturulmuştur.
Antik Mısır piramitleri ve kaya mezarlarındaki mimari engeller de fiziksel unsurlarıyla günümüze ulaşan somut örnekler barındırır. Yağmacıları caydırmak maksadıyla koridorlara yerleştirilen tonlarca ağırlıktaki kireçtaşı bloklar doğrudan yerçekimi ilkelerinden faydalanılarak tasarlanmıştır. Defin işleminin tamamlanmasının ardından stratejik ahşap desteklerin çekilmesiyle tavandaki devasa taşlar koridorlara düşürülmüş ve geçitler bir daha açılamayacak biçimde mühürlenmiştir. Bunun yanında sahte mezar odalarına yönlendirilen yanıltıcı geçitlerin zemininde oluşturulan derin çukurlar, karanlıkta ilerlemeye çalışan davetsiz misafirlerin metrelerce yükseklikten düşerek hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.
Mesoamerika coğrafyasındaki Maya medeniyeti ise tapınak ve kutsal alan korumasında doğal topoğrafyayı özgün mimari tasarımlarla birleştirmiştir. Maya yerleşimlerindeki arkeolojik araştırmalar, kutsal mekanlara giden gizli koridorların tabanına yalancı zemin kapaklarının yerleştirildiğini gösterir. Bu mekanizmalar üzerine basıldığı anda çökmekte ve alt kısımlarında yer alan, keskinliğiyle bilinen volkanik obsidiyen camıyla kaplı derin çukurlara açılmaktadır. Maya mühendisleri ayrıca geçit hatlarına bağladıkları ağırlık ve kaldıraç sistemleriyle devasa taş blokların veya keskin obsidiyen bıçakların fırlamasını sağlayan ip düzenekleri geliştirmişlerdir.
Roma ordusunun tahkimat ve alan savunmasında başvurduğu kurt çukurları ile demir dikenler, askeri arkeolojinin en sık rastlanan kanıtları arasındadır. Julius Caesar'ın Alesia Kuşatması anlatılarında ayrıntılarıyla aktardığı kurt çukurları, toprağa kazılan ve dip kısmına ucu sivriltilmiş ahşap kazıklar çakılan gizli engellerden oluşur. Üzeri çalı çırpı ve toprakla örtülen bu çukurlar düşman askerlerini hazırlıksız avlamak üzere hazırlanmıştır. Her ne şekilde atılırsa atılsın daima bir ucu yukarı bakacak biçimde dövülen dört ayaklı demir dikenler ise düşman süvarisi ve piyadesinin manevra kabiliyetini kıracak şekilde sahaya saçılmıştır. Güncel Roma askeri kazılarında bu demir aksama eksiksiz biçimde ulaşılmaktadır.
Bizans imparatorluğu'nun geliştirdiği Grek Ateşi düzenekleri ise kimyasal savunma sistemlerinin tarihsel açıdan doğrulanmış en sarsıcı örneklerindendir. Suyla temas ettiğinde dahi yanmayı sürdüren bu özel kimyasal bileşik, kale surlarına ve stratejik deniz geçitlerine yerleştirilen bronz borular ile basınçlı biçimde püskürtülmekteydi. Surlara tırmanmayı veya geçitleri zorlamayı deneyen birlikler bu yakıcı püskürtme sistemleriyle durdurulmuştur. Arkeolojik araştırmalar bu püskürtme tertibatlarının ve kullanılan bronz pompaların varlığını tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.