çok komik ama bir o kadar da hakikat bir durum ve tüm dünya için geçerli. lakin konuyu türkiye bazında incelemek isterim:
sen hangi ülkede, hangi sınıfta olursan ol; altına çektiğin en son model, en lüks, en pahalı seri üretim araçla sahte bir statü zirvesine oynadığını sanırsın. oysa o gürültülü gösteriş dünyasının çok ötesinde, sessiz ve meçhul bir ırk yaşar: ural ataman gibi istisnai insanlar. senin bir ömür fetişleştirdiğin, uğruna köle olduğun o mülkiyet ve güç illüzyonu; onun dünyasında sadece insanlık tarihinin, endüstriyel tasarımın ve estetiğin korunmaya değer birer sanat eseri ve zamansız birer hafıza nesnesidir.
sen paranın satın alabileceği en yüksek fiyat etiketine sahip olmakla övünürken; o, paranın ve zamanın çoktan ötesine geçmiş, sadece rafine bir dehanın ve vizyonun inşa edebileceği ulaşılmaz bir kültür mirasının efendisidir. dolayısıyla senin sokaktaki o gürültülü statün, onun müzesindeki tek bir arabanın asil sessizliği karşısında her zaman hükümsüz ve anlamsız kalmaya mahkumdur.