kailasa tapınağı

entry1 galeri
    1.
  1. Hindistan'ın Maharashtra bölgesindeki Ellora Mağaraları kompleksinde konumlanan (16. mağara) Kailasa Tapınağı, sekizinci yüzyılda Rashtrakuta Hanedanlığı hükümdarı Birinci Krishna döneminde inşa edilmiş, yekpare taş mimarisinin dünya tarihindeki en sıradışı örneklerinden biridir.
    Tipik Hint tapınak mimarisindeki taş blokların üst üste yığılması usulünün aksine, devasa bir bazalt kaya kütlesinin yukarıdan aşağıya doğru eksiltilmesi yöntemiyle biçimlendirilen bu anıtsal yapı, dönemin mühendislik zekasını ve işçilik disiplinini açıkça gözler önüne serer.

    Efsaneye göre sekizinci yüzyılda hüküm süren Raştrakuta Hükümdarı Birinci Krishna ağır bir hastalığa yakalandığında, eşi Kraliçe Manikavati eşinin sağlığına kavuşması adına Tanrı Şiva'ya adakta bulunur. Hükümdar iyileştiği takdirde Tanrı Şiva onuruna muazzam bir tapınak inşa ettirecek ve bu tapınağın en üst tepe noktası olan şikharayı kendi gözleriyle görene dek orucunu sürdürecektir.
    Hükümdarın kısa sürede sıhhate kavuşması üzerine ülkenin en iyi mimarları saraya çağrılır. Fakat mimarlar geleneksel mimari yöntemlerle, yani temelden başlayıp yukarıya doğru yükselen görkemli bir yapının yıllar alacağını ve kraliçenin bu süre zarfında açlığa dayanamayacağını dile getirirler. Yapım sürecinin yarattığı bu ciddi kriz, Kokasa isimli zeki bir mimarın öne çıkmasıyla aşılır. Mimar, devasa yekpare kaya kütlesini aşağıdan yukarıya inşa etmek yerine en üst tepe noktasından başlayarak aşağıya doğru oymayı teklif eder.
    Bu özgün teknik sayesinde tapınağın en üst kubbesi ve tepe noktası yalnızca birkaç gün içinde biçimlenerek ortaya çıkar. Kraliçe Manikavati adak bağlamında arzuladığı şikharayı görerek orucunu huzurla tamamlar. Tapınağın geri kalan devasa sütunları, iç salonları ve ayrıntılı kabartmaları ise sonraki yıllar boyunca yukarıdan aşağıya doğru sabırla oyulmaya devam eder.

    Yaklaşık dört yüz bin tonluk kaya kütlesinin beden gücüyle yontularak alandan tahliye edildiği bu süreçte, en üst noktadan başlanıp tabana doğru ilerleyen bir kazı metodolojisi izlendiği için zanaatçıların telafisi imkansız hesap hatalarından kaçınması gerekmiştir. Hindu mitolojisinde Tanrı Şiva'nın meskeni kabul edilen kutsal Kailash Dağı'nı yeryüzünde somutlaştırma arzusuyla tasarlanan yapının cepheleri, gerçek boyutlu fil figürleriyle ve Mahabharata ile Ramayana destanlarından sahneleri işleyen yüksek nitelikli kabartmalarla donatılmıştır. Yapısal işlevselliği sanatsal yetkinlikle birleştiren bu monolitik abide, Erken Ortaçağ Güney Asya taş işçiliğinin ulaştığı teknik zirveyi belgelemesi bakımından mimarlık tarihi literatüründe benzersiz konumunu korumaktadır.
    3 ...