o sene benim için rüya gibi bi seneydi.
akıl hastanesinden yeni cıkmıstım paris te.
liseden bi cocuk buldu beni grenoble dan.
ruya gibi iki hafta gecirdik beraber paris te.
elinde koca bi demet kır cicegiyle sorbonne un kapısına geldi;)
yemekler hazırladı bana.
cok iyiydi;)
adını koyduk.
haftasonları grenoble dan paris e gelmeye basladı. sık sık da ben paris ten grenoble a gidiyordum.
kış gunleri eve kapanıp yemek hazırlayıp dizi izlemeye bayılırdık. ve sarılıp uyumak tabi ki de;)
bir gun canım patlamıs mısır cekti diye kıs gunu karlı gunde bsikletine binip sehrin diger ucundaki sinemadan patlamıs mısır getirdi bana romantik prensim;))
yaz gunu grenoble iki bsiklete atlayıp onun kampusunu gezdik. cimlerde oturduk. harikaydı;)
ormanda yuruyuse cıktık.
sehrin tepesinde bira ictik.
bi panayır kurulmustu grenoble da. sevgilim hayatı boyunca adrenalinli seylere hic binmemiş. benle olunca cekic gibi bi seye bindi. dedi ki: -sen yanımda olunca korkmuyorum.
:)) can yaa.
bi gun paris te tren garındayız. ben onu yolcu ediyorum. birden trenden inip bana kostu. sarıldı. aglamaya basladı. dedi ki:
-sen uzaktayken seni cok ozluyorum.
o an dedim ki ben bu adamla evlenirim;))
30 yasında da evlendik.
aradaki surec karısık oldu.
cunku insanlar eklendi sonradan iki kisi bas basa kalamadık.
lanet olası insanlar her seyi bozar.