uydunuzun alıcı ayarlarına göre değişkenlik gösterir.
halının üstünü ayrı altını ayrı çeken ev hanımı için tek renk toz rengi mesela.
çin-kore-japon tabiiyetinden insanları komple "çekik" diye gören bizlerde kaç renk var sahi?
tüm kadınlar aynı, tüm erkekler aynı. kaldı mı iki renk.
ulan hiçbir şey değilse bile ibne damgası yemekten çekinir de "olsun gökkuşağı var" demekten çekinir insan. öyle bir baskı öyle bir öteki olma korkusu.
hedef haline gelmemek için "aynı"nın boyasını sürünüp duruyoruz.
erich fromm diyordu halbuki, bir olmakla aynı olmak farklı şeylerdir diye.
dünyanın kaç renk olduğunun bir önemi kaldı mı diye sormak lazım belki de. al mesela beyazı kırmızıyı laciverdi yan yana diz. gözünün önüne fransa mı hollanda mı rusya bayrağı mı geliyor?
bahreyn bayrağını alıp çamaşır suyuyla yıkayınca katar oluyor sanki.
o değil de insan içindeki umutsuz vaka haline dönüp hiç soruyor mu acaba "ben kimin siyah beyazıyım?" diye..
biz gölgemizi hangi renklere boyayıp kendimize defalarca sattık sahi... tek bir rengin varlığından eminim: kalbimizdeki kara gitgide genişliyor.