genel olarak, istisnasız ne olursa olsun ;din (inanç-inançsızlık) ideoloji, kimlik, rejim, sistem, yaşam, zevk bla bla bla adı her ne ise saygı duymak zorundasın.
bu lafı bana kim ediyorsa içimden "hassiktir" diyorum.
yaşananları olayları dikkate almayarak, eşyanın tabiatına ters durumları gözetmeden konuşan "saygıdan" bahseden bu insanlar emin olun ya akıl ve zeka problemi yaşıyor ya da saygı denen kavramın değerini bilecek ahlak ve etik değerleri olmayan insanlığa zararlı bir virüs veya bakteri gibi biridir.
ne demek istediğimi örneklerle anlatalım, malumunuz; bu ülkede cehalet bir erdem oldu. anlama özürlüler çıkıp din, kimlik, rejim, sistem vs diye çemkirmesin.
örnek 1: demokrasi, düşünce, ideoloji açısından saygı duy diyen kişi...
%99 oyla seçilmiş bir iktidar olsun, halkın %99 kısmı bu iktidarla aynı düşüncede aynı ideolojide olsun, bu %99 kısım kalan %1 kesimin haklarını, özgürlüklerini, düşüncelerini önemsemiyorsa ve saygı duymuyor da "halk beni seçti istediğimi yaparım, nasılsa çoğunluk bende benim dediğim olur" diyerek kendisi gibi olmayanları dışlıyor yok sayıyorsa, demokrasiyi bir tahakküm (baskı zorbalık) aracı olarak kullanıyorsa çıkıp saygı duy diyemez, saygı bekleyemez.
örnek 2: ırk, etnik kimlik, aidiyet duygusu açısından...
bir arada yaşama kültürü açısından kimliğiniz ne olursa olsun sosyal sorumlulukları değil de sadece kendinizden-kendiniz gibi olanlardan yana kabile kültürü içinde davranır da sizin gibi olmayanları kötülemek, kendinizi yüceltmek gibi faşist bir anlayışta toplum içinde asalak gibi tüm değerleri suistimal ederek üretmeden tüketen anlayışta biri olup "benim kimliğime saygı duy" diyemezsiniz.
örnek 3: din, inanç açısından...
evrensel bir değer olan ve toplumsal olarak farklı adlarla farklı kültürlerde anılan yaratıcı inancını bireysel çıkar menfaat aracına çevirip din inancını insanları kullanma aracına çevirmesi.
insanın da yaratıcının da aklına, zekasına, ahlakına, vicdanına uymayan insanlık dışı her türlü kötülüğü din diye kutsayan, empoze eden çıkıp inancıma saygı duy diyerek (bu din hangi din olursa olsun) dine saygıdan bahsedemez.
örnek 4: yaşam, kültür, özgürlük, tercihler ve haklar açısından...
bir mahallede-sokakta olan binada, bir cafe-lokantada, bir parkta oturuyorsunuz. bir plajda, havuz kenarında tatildesiniz. birileri ailesine çocuklarına ağza alınmayacak küfür hakaretler ediyor, şiddet uyguluyor.
oturduğu yeri pisliyor, batırıyor, çöp içinde bırakıyor.
adeta siz yemek yerken karşınızda burnunu karıştırıyor.
yüksek sesle adeta anırma bağırma böğürme seviyesinde diyaloglar, kavgalar döğüşler, araçlardan yükses ses müzik egzoz sesleri vb.
orada sadece kendileri varmış gibi, orası sadece onlara aitmiş gibi davranan ve onlardan başkası da orada bulunmayacak oradan faydalanmayacak gibi sorumsuzluk içinde olanlar.
bu insanlara yapılan her uyarı, ikaz onların haklarına yaşam tercihlerine kültürüne müdahale gibi görülüp çıkıp "saygı duy "demeleri.
örnek 4: yasa ve kanunlar.
hukuku basitçe "toplumu düzenleyen, devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaları kural olarak şekillenmiş kanunlarla işlerlik kazandırılıp uygulaması" olarak tanımlarız.
hukuku tutkulardan arınmış mantık olarak da görürüz.
bu tutkular din, kimlik, ideoloji, zevk, çıkar, menfaat, makam ve mevki vb kazanımlar vs olarak sıralanır.
hukuk açısından hukuka başvurulan durumda taraflar arasında bir karar verirken bu tutkular değil de adalet dikkate alınır. bu dağıtıcı adalet , prosedürel adalet , onarıcı adalet, düzeltici adalet sosyal adalet olabilir.
ne olursa olsun adalet herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme ifadesine uygun olmalıdır.
eğer hukuk verdiği kararlarla yeni mağdurlar yaratıyorsa kimse yasa ve kanunlara saygıdan bahsedemez.
sayısız örnekler var.
bu vb çeşitli örneklere bakınca bunlara-yaşananlara, buna neden olan aktörlere saygı duymak insanlık değerlerini ret etmektir.
bunlara saygı duymak en büyük saygısızlıktır.
saygı bir zorunluluk değil, bir tercih olup asla saygı kanunla yasayla, yaptırımla, zorla-zorbalıkla kazanılamaz, insanlara saygı dikte edilemez.
bunun için adı ne olursa olsun, bu yasa, bu kanun, bu din, bu kimlik, bu demokrasi, bu kültür, bu haklar, bu özgürlükler vb diyerek insanın bana sunduğu kutsal olan hiçbir şeye peşinen saygı duymuyorum.
hiç unutmamam...
tv de malum programlarda işlenen konu:
kadın evli ve bebek denilecek yaşta anneye muhtaç evladını bırakıp altınları takıları alıp kaçmış, başka bir adamla yaşıyor.
adam kayıp karısını bulmak için tv'ye çıkmış.
kadın kaçtığı adamla tabi ki yatıyor, cinsel birliktelik yaşıyor. bu cinsel birlikteliğin günah olmaması için kaçtığı adamla imam nikahı da kıymış.
adam tv de kadına evine seni seviyorum falan diyor.
şimdi bu kadının din anlayışına saygı mı duyalım. eleştirmeyelim de din düşmanı demesinler mi?
şimdi bu adama saygı duyalım, aile olma, erkek olma, evlilik sorumluluğu, sadakat vb açısından laf söylemeyelim de aile olma evlilik düşmanı, halkın maddi manevi değerlerini aşağılama diye başımız ağrımasın saygı mı duyalım?
kadın anlaşmalı boşanma istiyor, çocuğun velayetini almayı planlıyor. nafaka ve çocuk bakım parası istiyor. dost hayatı yaşadığı adamla evlenmekten de bahsetmiyor.
çocuğun velayetini anneye veren, bir anne bir kadın olarak ahlak ve etik değerler yanında aile olma sorumluluğu annelik duygusu vs açısından bu anne çocuğuna bu değerleri verebilir mi diye sormadan erkeğe nafaka ödeyeceksin diyen, kadının ihanetini ödüllendiren mahkeme kararına yasa kanun diye saygı mı duyalım?