annenin kanser olduğunu öğrenmek

entry187 galeri
    187.
  1. babam son zamanlarda ara ara iç geçirerek "artık bi an önce huzurla ölsem..." falan diyor. bense kızsam mı üzülsem mi karar veremediğimden bi yerlerden bi şeyler bulup söyleme telaşı yaşarken suskunlaşıyorum. "yine mi baba?" deyip şakaya vurup gülüyorum, esprileşiyoruz. ölümsüzlüğü isteyen o kadar insanın arasında bir asırdan kısa sürecek ömrüne bile katlanamayıp "neyse yea bi gün öleceğim zaten" diyerek rahatlayan bi babaya sahip olmak tuhaf. kendisine "3 ay ömrünüz kaldı" deseler "yemin et! obaaaaaa!" falan deyip oynar anasını satiyim. deprem olsa istifini bozmadan sallanan lambaya bakıp "hssktr beklenen büyük deprem geldi. vuhuu ölüyoruz!" der. bi trafik kazasını son anda ucuz atlatsa "tüh amına koyim gene ölmedik" der. abartmıyorum. bi keresinde kahvaltıda durduk yere şey demişti bana: "insan normalde yaşlanırken ölümü yaklaştığı için üzülür, telaşlanır ya... ben seviniyorum biliyo musun? bende tersi oluyo yani." "niye?" demiştim. "dünyanın tekliflerinden uzaklaşıyorum işte, niye olacak! işkence bitiyor." demişti. babama bakınca "ya galiba o kadar da kısa değilsin hayat" diyorum. annemse tam tersi, hiç ölmek istemedi. hatta yoğun bakım kararı çıkınca konuşamadığı için kağıda elleri titreyerek şöyle şeyler yazmıştı: (yamuk yazılar anneme ait, çok zor durumda olduğu için zar zor yazmıştı)

    https://hizliresim.com/dzgxlco

    https://hizliresim.com/3c87yo6

    https://hizliresim.com/9e43pb7

    ne kadar kalmak istediğini görüyor musunuz? üstelik bir yudum su içememesine, bir lokma yemek yiyememesine, nefes alamamasına, 50'lere düşen saturasyonuna rağmen... hiç nefes alamayan birinin inlemelerine tanık oldunuz mu? o kağıtta "burda kalsam?.." yazan yerde çok gözyaşı kurumuştur bu yüzden. geçenlerde anneannem bana bi ayakkabı gösterdi. annem almış. diyormuş ki "bunu oğlumun düğününde giyicem." evde ayakkabılarıyla dolaşıp aynanın karşısına geçip kendine bakıyormuş. ben bunu öldükten sonra öğrendim. demek bazen o yüzden öyle mahzun mahzun, ölümsüzlüğü arzuluyor gibi bakıyordu gözlerime diye düşünmüştüm. hiç ölmek istememişti. annemin ayakkabısına bakınca, o gözlerini hatırlayınca "ulan, annemin boyundan bile kısasın hayat." diyorum. çocuk gibi çok boktan masum sayılabilecek yalanlar söylerim ben, pek beceremem yani. aha bu yaşta pedere porno izlerken yakalansam, ki izliyorum (link atın lan şerefsizler), seher yıldızı donumu indirmiş "şak şak şak oov fakk dont stap dont stap ağğh" sesleri fondayken yanımdaki tuvalet kağıdı için "üşütmüşüm biraz ya sümüklerim akıyo da onun için aldım" şeklinde saçma sapan yalanlar söyleyebilirim. o da "ulan:)))" şeklinde bakar, bi şey de söylemez. bak bunlar çok saçma, masum yalanlar değil mi? ama doktor bize "özofagus kitlesinin akciğere baskı yaptığı yere gelince hava orayı geçemiyor, yakında hiç gitmeyecek ve sağ akciğer iptal olacak, enfeksiyon değerleri normal olduğunda bile nefes alamayacak. kitle aorta baskı yapıp kanama olmasına da sebep olabilir. pulmoner arter yırtıldı. müdahale etme durumu mümkün değil, her an her şeye hazır olun." dedikten sonra anneme gidip "anneciğim iyileşince beraber iskenderler, köfteler yicez" demek, 3 aydır banyo yapamadığı için saçını ve kurumuş alnını okşayıp "burdan çıkınca da ilk iş şşöööyle güzel bi banyo yapacaksın" falan şeklinde söylediğimiz yalanlar var ya, hah işte onlar hiç de masum değil, onlar son derece orospu çocuğu, son derece çaresiz, pis yalanlar. yoğun bakımda doktora defalarca "hiç mi ümit yok? binde birde bir ihtimal bile mi? yani makinaya bağladınız ve ölümünü mü bekliyorsunuz?" diye sormak, "böyle söylenmez ama üzgünüm ki öyle" cevabını alınca neşesiyle nam salmış babanı ağlarken gördüğünde gözlerini gözlerinden çevirip allah'a o kadar da inancın kalmamışken, hatta ağız dolusu küfürler etmek isterken "tıptan kesmiş olabiliriz ama allah'tan ümit kesilmez baba, mucize olacak, kurtarıcaz onu" demek, gelip insanlardan dua istemek ve bunun gerçekleşebileceğine deli gibi inanmak, ertesi gün morga giderken bile "belki yaşıyordur" diye düşünmek, "ölmemiştir ya daha durun bi görelim" falan demek, kendini bile kandırdığın, inandırdığın çok orospu çocuğu yalanlardır işte bunlar.

    hayatta en güçlü kabul ettiğin insanın yüzünü kıpkırmızı, gözlerini dopdolu gördüğünde yıkılırsın. onun bizi asla bırakmayacağına dair duyduğun sonsuz itimat yüzünden, morgda bile ümit edersin ve pek de masum olmayan yalanlar söylersin. ve kendini o kadar inandırmışsındır ki, orda ne olduğunu gayet de iyi bilmene rağmen yüzündeki beyaz örtüyü açınca soğuk yüzüne ve saçlarına dokunup "nasıl ya???" diyerek şok olursun, artık ümit etmekten yorulmuşçasına öylece yüzüne bakıp ağlayamazsın. çocukça hayaller kuran annenin, "o içerdeki kitleyi alıp bi şeyin içine koysunlar, onu ben görmek istiyom, ellerimle eze eze öldürmek istiyom. beni mahvetti o uyuyan yılan. inşallah tez zamanda kurtarırlar beni ondan." demesine gülerek "kurtarcak kurtarcak, beraber ezicez merak etme." demek... "ben iyileşeyim, bütün kardeşlerimi, yeğenlerimi, heepsini de yemeğe götürcem." demesine "ben ısmarlarım ehehe." demek. altını temizlerken benden utanınca, kokusundan rahatsız olduğumu düşününce "kız lütfoş maske taktım, eldiven de var, hiçbi şey duymuyorum valla, işe sıç rahat rahat eheheh" demek. bunlar var ya, hiç de masum olmayan yavşakça yalanlar. bak bu yalanlara bakınca da "bi annen yok ama sen tam bir orospu çocuğusun hayat" diyorum.
    hepimizin gözlerine tek tek baktı, zar zor el sallayıp yoğun bakım kapısından girdi. veda gibi hissetmesin diye sarılmadım, sadece her zamanki gibi ayaklarını öptüm. orada altına bez bağlamışlar, ellerini iple bağlamışlar. direnmiş çünkü. kardeşim o gün yanına beş dakika girince "çöz bu ipleri nolur" der gibi kızarak bakmış yüzüne. bezinden utanarak bakmış. kardeşim beş dakika sonra "annecim çıkacaksın, şimdi gitmek zorundayım, biz hep burdayız tamam mı?" deyince kolunu sertçe tutup kendine çekmiş, yalvarır gözlerle "gitme" der gibi bakmış. 3 gün sonra döneriz dediğimiz eve aylarca dönemedi, bi türlü banyo yapamadı, o ayakkabıyı giyemedi, o bezi çıkartamadık, o ipleri çözemedik, sen bizi böyle bi boşlukla bıraktın ya... sana ben daha ne diyeyim lan, amına koyim senin hayat. evi saran güzel yemek kokularını, iştahla ıspanaklı börek yemeyi falan özledim be, o değil de, bi zamanlar güzeldin lan hayat.
    2 ...