aşk

entry15908 ↓ galeri
    15882.
  1. insan, ömrü boyunca binlerce yüzün, binlerce yabancı sesin ve silik gölgenin içinden geçer. Tenimiz rüzgarlara, yağmurlara, yabancı kalabalıklara değer. Ancak gözler, bunca gürültünün içinde sadece aşina olduğu o tek yankıyı arar. Aşk, dışarıdan kopan geçici ve gürültülü bir fırtına değildir; o, okyanusun metrelerce altındaki ağır, sessiz ve her şeyi kendi ritmine katan devasa bir dip akıntısıdır. Keskin sınırlarımız, başka birinin nefesinin sıcaklığında usulca erir. Kendini dünyadan korumak için ördüğün o aşılmaz sanılan duvarlar, aşina bir elin tek bir dokunuşuyla incecik bir kuma dönüşür. Biz, bir başkasının bilinmezliğinde kaybolarak aslında kendi eksik parçamızı buluruz.

    Kimlik, iki ayrı nehrin aynı yatağa döküldüğü o eşikte anlamını yitirir. Sular birbirine karışır, yatağın rengini değiştirir ve o eski, bencil akıntıdan geriye hiçbir eser kalmaz. Bir araya gelmek, eski bir yarayı sarmak değil, o yaranın kendisinden yeni bir evren yaratmaktır.

    Sevmek, kim olduğunun yavaşça yok oluşuna gülümseyerek izin vermektir.
    0 ...