çalınan o ıslık bugün karadeniz'in bazı dağ köylerinde hala yankılanmakta. Rivayet odur ki, dağ köylerinin sakinleri, ruh kuşunu ilk gördüklerinde, bu kuştan çok iyi şişte çevirme kebabı olur diyerek üzerine çullanmışlar. bağırta çağırta kuru kuru tüylerini yolmaya koyulmuşlar. bu gaddarlık karşısında ruh kuşunun ruhunu teslim etmekten başka çaresi kalmamış. amma velakin ol anda, dağlarda kemençe eşliğinde horon tepenler akla ziyan dehşeti yaşamışlar: kemençelerin telleri kopmuş, horon tepenlerin dilleri tutulmuş.--oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı dizelerini içeren "oynayın kızlar oynayın" (derüle) türküsünü ezbere bildikleri halde tık nefes olmuşlar. durumu gören dağ köyü sakinleri bağırmak istedikleri halde ağızlarından sadece ıslık sesi çıkmış. Çıkış o çıkış.
Gel gör ki resmi tarih bu kısmı görmezden gelerek şöyle yazar:
Kuşköy, Çanakçı ilçesine bağlı dağlık bir köydür. Evlerin derin vadilerin iki yamacına kurulmuş olması nedeniyle insanlar yüzyıllar boyunca birbirlerine seslerini ulaştırmakta zorlanıyordu. Bunun üzerine Türkçeyi ıslık seslerine dönüştüren bir iletişim sistemi geliştirdiler. Bu sisteme "kuş dili" veya "ıslık dili" dediler
Bu dil sayesinde:
Karşı yamaca kilometrelerce öteden seslenilebilir.
isimler, günlük konuşmalar ve basit mesajlar iletilebilir.
Islık, normal konuşmaya göre vadilerde daha uzağa ulaşır.
Bu gelenek, 2017 yılında UNESCO tarafından Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınmıştır.
Aslında ıslık dili yalnızca Kuşköy'de kullanılmıyordu; geçmişte Trabzon, Ordu, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt'un bazı dağ köylerinde de benzer biçimde kullanılırdı. Ancak bu geleneğin en iyi korunduğu ve simgesi hâline gelen yer Kuşköy olmuştur.
Kuşköy'de her yıl Kuş Dili Festivali düzenlenir ve gençlere ıslık dili öğretilmeye çalışılır; böylece bu eşsiz iletişim geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenmektedir.