ağaca çıkıp asılmayı özlemek

entry1 galeri
    1.
  1. Yazın gelmesi ve güzel havanın içimi kıpır kıpır etmesiyle beraber nedendir bilinmez hafiften nostaljik duygular yaşadığım ve sabah evden çıkmamın ardından gördüğüm erik ağacıyla tavana vuran arzum. bir an üzerimdeki tüm bakışlara aldırmadan oracıkta çoraplarımı çıkarıp, üstünkörü soyunup tırmanmayı düşündüm. hazırlıklara başlamıştım da. ama çocukluğumdan kalan dehşet bir anı tüm hevesimi söndürdü.

    "eriğe dalan var" nidalarıyla nice erik ağacını yağmalamıştık. incir-karadut-armut- ne olursa olsun fark etmezdi. evde bu meyvalardan olmasına rağmen ben bu harekatın hep en önünde yer alırdım. onun zevki ayrıydı çünkü. ağaca ayakların yaralanarak tırmanmak, dallara uzanmak, kuvvetli bulduklarını tutunup orada özgürce sallanmak.

    değişik bir oyunumuz vardı bizim bir de. ağaca bir kişi çıkar, diğerleri ise onun altında toplanırdı.

    yavaş yavaş ereksiyon olmaya başlayan ergen genç bir eli sikinde diğeri ise havada asılmaya
    başlardı. oyunun kuralı boşalana kadar ağaçta durabilmek, orgazm anında kontrolünü yitirmeden dengeyi sağlayabilmekti. düşeni her seferinde ağır bir ceza beklerdi. düştüğüyle kalmazdı yani göt. bir gün en sevdiğim arkadaşlarımdan biri çok kötü yığıldı.

    yatırdık yere. çırılçıplak soyduk. ellerini ayaklarını bağlayarak hareket alanını daralttık. iki gün
    önce yakaladığımız ve içinde tuzlu su bulunan küçük akvaryumda sakladığımız deniz analarını
    çıkartarak vücudunun her yerine koyduk. özellikle cinsel organına ve baş tarafına yoğun şekildeyerleştirdik. ağzına soyulmamış incir doldurduğumuzdan dudakları kurumuştu. incirin kabuğu deforme eder teni. çığlık atamadığı gibi nefesi de düzensizdi. inliyordu yerde. deniz analarının bir kısmı zamk gibi yapışmış, pütürlü kızarıklıklar tüm bedenini sarmıştı. ah ne de hoşuma gitmişti o zavallı hali.

    bu görüntü uzun müddet zihnimden çıkmadı. o yüzden de bugün ağaca çıkmaktan son anda vaz
    geçtim. etrafta böyle biri yok. aynı tadı alamam.
    1 ...