doparlanın şimdi sizin ile tanrı ve insan ilişkisi, ölümün kaçınılmazlığı ve insanın yaşama amacı ile beraber tanrı arayışı üzerine konuşacağız.
temel olan üç karakter için tek tek neyi tanımladıklarını en azından benim ney ile bağdaştıklarına dair düşüncelerimi aktarayım öncelikle
1. şövalye (anlam arayan ama bulamayan insan)
filmin başrolü. kendi söylemi ile ''inanmak isteyen ama aklı yüzünden inanamayan insan.'' tanrı arayışında ama tanrıyı bulamıyor. inanıyor ama inancını temellendiremiyor kısaca yaşamının ve düşüncelerinin kendi yapısı gereği bir türlü “iman sıçrayışı yapamayan” biri olarak duruyor.
2. yaver (tanrı sonrasında yaşamayı başarabilen insan.)
alaycı, zeki ve sarkastik bir karakter, insanların arasında bir hayvanat bahçesinde gibi geziniyor. bazı açılardan bir üst insan göndermesi gibi bir şehvetten, haz ve hırstan uzak
3. ölüm
ölüm, ölüm işte yani. kişisel hesapların değil herkese adil ve kimse ile bağlı değil.
filmde şövalyemiz ile ölüm sahilde karşılaşıyor şövalye bitirmesi gereken bir iş için ölümden zaman istiyor ama ölüm bunu vermeye yanaşmıyor. çünkü ölüm dünyevi işlerin ve kişilerin üstünde biri.
şövalye ölüme meydan okuyor, bir satranç oyununda kendisine rakip olmasını istiyor ve kazanırsa ölümsüzlüğü talep ediyor.
ölüm bu teklifi kabul ediyor ve oyun başlıyor.
şövalye bu kazandığı zamanda cevap arıyor ki bence filmin temel anlatısı burada başlıyor. tanrı nerede ?, neden bize bunu yapıyor, neden varlığına inanmak istesek bile inanamıyoruz. şövalye bu soruları ararken yaver onun bu arayışını ciddiye almıyor çünkü yaver dünyayı olduğu gibi kabul ediyor. korkusuz akıl ile yorumluyor her şeyi.
bence filmde ki en güzel replikler şöyle:
--spoiler--
-niye böyle saçma sapan şeyler resmediyorsun?
+insanlara bir gün öleceklerini hatırlatmaya yarar diye düşündüm.
-bu onları daha mutlu kılmaz ki.
+ne diye insanları hep mutlu kılmalı? onları arasıra korkutmak hiç de fena fikir sayılmaz.
--spoiler--
"hayatta her şeye sahip olamayız. ama hepimiz hayattayız, önemli olan da bu."