bir insan 60 yaşına kadar çalışıp da emekli olunca ucuz ekmek kuyruğunda ucuz kıyma kuyruğunda güneş yağmur kar altında bekliyorsa ölmesin.
ölüm bir kurtuluştur.
ölüm bir yok oluştur.
ölüm bir son veya yeniden başka bir hayata başlangıçtır.
ölüm başka bir evrene, boyuta, hayata, cennet veya cehenneme vb geçiştir.
her neye inanıyor veya inanmıyorsanız...
ölüm bir bitiştir.
bunun için ölmesin ve tercihlerinin ortaya çıkardığı eserinin sonucunu yaşayıp çeksin.
evet!
3 tarafı denizlerle çevrili, akarsuları, gölleri, dünyada sayılı büyüklükte barajları olan bir ülkede yeterli kadar balık tüketemiyorsa...
dünyada gıda ve beslenme açısından kendi kendine yeten, et, sebze, meyve, hububat vb tarım hayvancılık açısından kendi kendine yeten, üretmiş olduğu tarım ve hayvancılık, balıkçılık ürünlerini ihraç etme ve de ciddi gelir elde edecek dünyada 7 ülkeden birinde yaşayıp...
hayvan yemi organik gübre bile yapılmayacak kalitede, aynı zamanda da sağlıksız sebze meyveyi eti balığı vb almakta zorlanan...
alsa bile yeterli ve dengeli, sağlıklı beslenemeyen...
elini kesse toprağa damlayan kanından insan yetişecek coğrafyada yaşayıp dünyanın en çok tarım ürünü başta olmak üzere hayvancılık, balıkçılık ürünü ithal eden ülkesi olmak...
ülkede açlık içinde, yokluk içinde yaşayan işsiz, işi olmayan, çalışmayanlar değil de yıllardır çalışanlar ve emekli olan insanların ülkesinde olmak...
sonuç:
yaşananlar için hükümetler, siyasiler suçlanamaz.
devlet denen toplumsal mutabakat organizasyonunu yönetmek için seçilen siyasileri iktidarları halk seçer.
siyasiler iktidarda halkın istediğini verdiği sürece iktidarda kalırlar ve iktidar olurlar.
siyasiler iktidarlarının sürmesi için halkın önceliğini istek ve beklentilerine göre politikalar eylemler gerçekleştirir.
tüm bunlar üst üste konunca yaşananlar için (başkaları burada ne düşünür değerlendirir konu bu değil) iktidarları hükümetleri suçlamak benim için ahlaksızlıktır, akılsızlık ve cehalettir.
demokrasilerde, seçme seçilme hakkı tanınmış toplumlarda iktidarların-siyasilerin tüm başarısızlıklarına, kötü sonuçlarına rağmen olumsuz yanlış politikaları devvam ediyorsa (hangi siyasi düşünce parti olursa olsun) sistem, rejim, düzen, ekonomi, refah eksi değerlere düşüşü istikrarlı bir şekilde devam ediyorsa burada bu sisemi onaylayan seçen devam etmesini tercih eden halk 1. derece sorumlu oluyor.
örnek: sokaklarda, basın-yayın organlarında, işveren işçi toplantılarında, dernek sendika vb oluşumlarında, miting gösterilerde emekli maaşına zam isteyenler ile siyasi iktidarın kaynak yetersiz gerekçelerine bakıyorum.
tüm bu söylem, eylem, protesto, beklenti, şikayetlere bakarak; insanların sokakta emekli maaşı için zam istemesine gülüyorum.
bu bilinçsiz, düşüncesiz, eğitimsiz insanların hak ve hukuklarının bilincinde olmamasına gülüyorum.
bu insanlar artık geleceklerini kaybetmişler.
satın alma güçlerinin iyileştirmelerini bırakın da şu an ağladıkları satın alma güçlerini korumaları bile imkansız.
hiç olmazsa kendilerinden sonra torunlarının (çocuklarının bile gelecekleri yok. çocukları babalarının satın alma gücüne bile sahip olamayacak) kendilerinden sonra 2. neslin (torunlarının geleceği için) emekli maaşlarının iyileştirilmesi istiyorlarsa "emekli geçinemiyor, maaşımıza zam" demeleri yerine "şimdiye kadar çalışırken bizden kesilen paralarla neden bir fon oluşturmadınız?
oluşturduysanız bu fonun parasını ne yaptınız, nereye kullandınız?
bu kaynakları neden amacı dışında harcadınız?" vb gibi soru isteklerde bulunması lazım.
böyle bir bilinçte olan toplumda 2025 yılında limonun kilosunu 6-7 liraya alıp...