bizim gibi doğu kültürlerinde demokrasi dolu ve emniyeti açık bir silahı çocuğun eline vermek gibidir.
hele ki demokrasi ve seçme seçilme hakkı, parlamenter sistem, idareden çok halka sorumlu olan halk adına temsil ve kontrol denetleme makamları bir hediye olarak zahmetsiz, bedelsiz edinilmiş ise...
bir gecede kulluktan vatantaş-yurttaşlığa dönmüş toplumlarda demokrasi ve özgürlük bir lanete dönüşen durum olur ki bu daha da acıdır.
doğu toplumlarında elde edilen bu zahmetsiz özgürlük idarede "halk beni seçti istediğimi yaparım" demokrasi olarak yaşanır.
toplumda ise özgürlük, tercih, hak ve hukuk "sen yemek yerken karşında burnumu karıştırma hakkım engellenemez" olarak ortaya çıkar.
haklar ve özgürlükler hakları ve özgürlükleri yok etme aracı olur.
hakların ve özgürlüklerin yok edilme aracına dönen haklar ve özgürlüklerde toplumda yozlaşma başlar.
toplumsal yozlaşma kaçınılmaz olarak idareye yansır ve idarede bu yozlaşmanın içinde ilk önce liyakati yok eder.
yok edilen liyakatle ortaya çıkan sorunları iktidar kanunlarla yasaklarla çözmeye çalışır ki iktidarın yozlaşmasının delili daha fazla yasa kanun çıkarmasıdır.
iktidarı ele geçirmesine imkan veren yasaları ne olursa olsun iktidarda kalmasını sağlayacak yasalara kanunlara dönüştürmek ilk önce yasalarla ve kanunlarla savaşan iktidar öyle bir konuma gelir ki bir at resmi altına "bu at'tır" yazar ve bu yazıya bakıp "bu at resmi" demeyen insanı suçlu olarak tanımlar.
bu durum öyle bir hal alır ki bir vatandaş yasaya kanuna göre suç işlemeden yaşayamaz duruma gelir.
en acı olanda toplumda içselleştirilmemiş haklar, özgürlükler, vatandaşlık ve yurttaşlık bilgisiyle kanunlar masumları suçluları karşı koruma, yasaların (kabaca anayasa devlet denen organizasyonda toplumsal mutabakat) vatandaşı iktidara karşı koruma aracı olmaktan çıkmasını algılayamayacak seviyede olduğu için kanun ve yasalar sadece iktidarın devam aracı olmasıdır.
sistem öyle bir hale gelir ki...
artık yasalar ve kanunlar insanları yaşanmaz ortama sokmaları vatandaşı yurttaşı "kötülükten koruma" gerekçesine dönüşür ki bu tüm hakların özgürlüklerin yok edilmesinin ispatıdır.
şöyle örnekleyelim...
içki içip sarhoş olup arabasıyla durağa giren 3-5 kişiyi öldüren insan...
içki yüzünden siroz olan insan...
içki yüzünden ailesine şiddet uygulayan insan...
vs. örnekler çoğaltılabilir.
bunun için içkiyi yasaklamak veya içki teminini zorlaştıracak fiyat ve vergi politikaları ticaret kanunları.
gerekçe insan sağlığı, insan hayatı.
ya içki içtiğinde arabasına değil de taksiye binen, hayatında alkol almamış insanların siroz yüzünden ölmesi, ailesiyle içki içen eğlenen dans eden insanlar ne olacak?
bir katilin elinde olan tabanca var diye silahı yasakladığınızda masum güçsüz insanın savunma hakkını elinden alırsınız.
suçlu olan ve kanun yasa hak hukuk tanımayan insanın silah edinmesi zaten kolay.
yasaya kanuna uyan ve insan canına önem veren biri bu yasakla mecburen kanunu yasayı çiğneyecek. yasa dışı yollardan silah edinip canını malını korrumak zorunda kalacak.
bir yasak kanunla siz o katilin içinde olan öldürme duygusunu yok etmiş engellemiş mi oluyorsunuz?
aksine... siz yasaya kanuna uyan insanı yasadışı ve kanun dışına yasaklarınızla itmiş oluyorsunuz o insanın savunma hakkını yok ediyor elinden alıyorsunuz.
yasaklar insanlık tarihi boyunca suçluların lehine olmuştur.
bir vatandaşı kendisinden korumak hükümetin ve yargı sisteminin sorumluluğunda değildir.
hele ki bir bireyin hayatını etkileyen önemli konulardaki kararlar başka birileri tarafından verilmekte ise o başka birinin bir kral, bir diktatör vb hükmetmesi ne olarak tanımlanırsa tanımlansın ya da daha geniş anlamda toplum olması hiç fark etmez - önemli değildir.
önemli olan kararı veran ve insanı belli bir kalıp içinde tutan, tanımlayan, yapılandıran o kişinin, o toplumun kalitesi (liyakat, sorumluluk, empati, evrensel ahlak ve etik değerleri, yazılı olan olmayan kural ve teamüllere uyması vb) olduğu önemlidir.
bundan 2000 sene önce de böyleydi ki lucius annaena seneca'dan gaius cornelius tacitus'a bundan 2000 sonra herhangi bir senatör hukukçu düşünüre böyle olacaktır. insanlar anlamadıklarına daha çok inanır ve bu inancı tanrı bile yıkamaz.
unutmayınız ki kötü bir yönetim, kötü bir sistem, kötü bir kral, kötü bir tanrı-din yoktur kötü olan insandır ve bu kötülükleri tercih eden insanlar vardır.
insanı öldüren kılıç değildir.