birçok kez intihar teşebbüsünde bulunmanın, sevip sevilememenin, bırakın böyle yoğun duyguları filan, şöyle adamakıllı bir dostla sohbet edememenin sebebi. yastığıma sarılıp sabahlara kadar iç çekişlerle ağladım gecelerde uyuyabilmek için sabah ezanını beklemek ama gene de dalamamak. çok sonra arka kapısı iki kez açılıp kapanan bir arabanın motor sesiyle uyuyakalmak.
asıl kişiliğim dahil toplam 5 kişiyim. her hareketim, davranışım, peçete alıp ağzımı silmem bile planlı. acaba bu herifle konuşurken sesimin tonunu hafif imalı mı bıraksam, oturuş pozisyonumu değiştirmem karşı tarafta nasıl bir etki yaratır, şimdi ciddi mi olmalıyım yoksa üçüncü kişiliğimin klasik tavrına mı bürünmeliyim of allahım of kişilik bölünmesi yaşamak bir yana, aynı günde-saatte-cümlede-sözde-bakışta bu kişiliklerin beşini de yakın aralıklarla sergileyebiliyorum. yardıma ihtiyacım var. psikolojik olarak rahatsız biriyim. kişiliğim tam oturmamış.
ilkokul çıkışlarında yoluma kesen büyük sınıflardan bir çocuk vardı. havanın erken karardığı günlerdi onlar. hani şu ikindiden sonra ölümü hatırlatan. dibime kadar girerek garip sesler çıkartır, elindeki çakıyı pantolonuma değdirerek sokuyum mu lan sana bunu heh heh sokuyum mu lan sana bunu diye beni sıkıştırarak deli gibi eğlenirdi. çok korkardım. ama asıl kötüsü onun çok korktuğumu hissetmeseydi. daha da arttı o yüzden. kendi yetmezmiş gibi iki arkadaşı da katılırdı bu eğlenceye. bazen insanın içini nedensiz saran bunalım anları olur ya, derinlerde bir
yerinize is çöker, gitmez kalır öyle bir müddet, güzel şeyler düşüneyim derseniz, ama her zaman
çok çok güzel bulduğunuz o şeylerde bile sinsi vesveseler bulur, en güvendiğiniz yerleri bile
kaybetmenin telaşıyla daha da sıkılırsınız. ruhunuz işte o an dünyadaki paranoyaların tek
adresidir. ben bunu okulun her günü yaşadım. yolumu değiştirmeye çalıştım, onlar da tesadüfen o yolu tercih etmiş oldu. erken ya da geç çıktım biraz, oyalandım ya da koştum, gene onlar denk geldi bana. korku, kendini çekiyormuş her şeyi, tereddüt, kuşku, bunlar hep zayıflık sembolleri, onlar de çekiyor tüm kötülükleri, sakındığınız ne varsa sizi buluyor. o yüzden güçlü görünmek lazım. bunu anladım.
bir arkadaşımla yürüyemezdim. kalabalık içinde bile geliyorlardı çünkü, herkesin içinde
korkuyordum ben, tırsıyordum, çekiliyordum kabuğuma. belki ortada korkacak bir şey yoktu, ki kesin yoktu, çakı bile değildi galiba, elini çakı gibi yapıyordu, ama bağırarak uyanılan rüyalar gibi ancak uyanıldıktan sonra anlaşılabiliyordu ortadan korkunç bir şey olmadığı, yıllar sonra, ama rüyanın içinde korkuyordum işte. şimdi görsem gene korkarım. bir arkadaşımla yürüyemezdim evet, çünkü onun yanında korkardım, ve onun yanında korkmak, sınıfta kaybolup gitmek demekti.
korktuğumu belli etmemek için o günden sonra rol yaptım hep. farklı kişiliklere büründüm.
kalkanlar, zırhlar ördüm. kaybolmanın en iyi yolunun çok ortalarda görünmek olduğunu
keşfettim. üniversitemin son senesinde kantinin ortasında ağzımı burnumu dağıtan çocuk
karşısında bile rahattım. o gün çok dayak yedim. ahhhh, benim bu rahatsız ruhumun kanamasını
durduracak, yaralarımı saracak, çok kişiliklerimi tek kişilik olarak bir yerde toplayarak hayata
döndürecek hanım hanımcık bir kıza ihtiyacım var. çok yalnız ve mutsuz biriyim. kimsem yok.
ölümü düşünüyorum şu an.