otuz altı yaşında adana'da bir kahvede oturup oyun oynamaktan bıkmak, aslında hayatın kendisinden bıkmak gibi bir şey. yıllarca oyunlarda krallıklar yönettim, galaksiler fethettim, sonra fark ettim ki klavyenin başında geçen her saat, kahvede rakı içip boşluğa bakarak geçireceğim bir saatten daha anlamlı değil. oyunlar bittiğinde geriye kalan sadece ekranın yansımasındaki kendi yorgun suratım.