ya bazen insanın bosluguna geliyor. valla bak. size simdi yalancı konumuna dustugum iki anımı anlatıcam. aslında siz oyle olsun diye kasti bi sey yapmıyorsunuz ama bi anda oyle gelisiyor:
1-bir benim buyuk askım var. cocukluk askım. yeri cok baskadır bende. bi gun nevzadede karsılıklı oturuyoruz. yas 25:
-o: sen nerede otıruyordun?
-ben: ikitelli de
-o: avrupa konutlarında mı?
-ben: hi hi.
ben o sıra toplu konutlarda oturuyorum. neden dogruyu soylemiyorsun? bi an sanırım daha havalı geldi, mahcup hissetmek istemedim. zamanı geriye alabilsem dogruyu soylerdim.
2-bu sene iş yerinden aramızdan su sızmayan erkek kankamla yapay zekada oyun oynuyoruz. o bana dunya edebiyatından sorular soruyor. ben hepsini biliyorum. havam iki bin bes yuz. ihih. edebiyatta iyiyimdir. kafka da konu sato kitabına geldi teste. pkudun mu dedi. ben kafka nın metamorfozunu, milena ya mektupları, in the colonal penalty yi, aforizmaları okudum. sato yu okumadım ama kuzenim anlattı. okudum dedim. sonu nasıl bitiyor dedi. hatırlamıyorum dedi. sallama kızım sonunu yazamadan vefat etmiş dedi. rezil oldum:)
ne gerek var. dogruyu soylesene. sanırım bi an gözünde daha bilgili gorunmek istedim.
siz benim gibi olmayın.
yalan kötü arkadaslar. ihih.