Mössbauer etkisi, katı bir kristal örgü içinde bulunan bazı atom çekirdeklerinin gama ışınlarını geri tepme enerjisi kaybetmeden yayması ve aynı şekilde soğurması olayıdır. Normalde bir atom çekirdeği gama ışını yaydığında çok küçük de olsa geriye doğru bir tepki alır. Bu geri tepme sırasında enerjinin bir kısmı çekirdeğin hareketine gider ve yayılan gama ışınının enerjisi tam olarak korunamaz. Aynı durum soğurma sırasında da geçerlidir. Bu yüzden normal şartlarda yayılan ve soğurulan gama ışınlarının enerjileri tam olarak örtüşmeyebilir.
Fakat çekirdek katı bir kristal yapı içinde sıkıca bağlıysa durum değişir. Geri tepme yalnızca tek bir çekirdeğe değil, neredeyse bütün kristal örgüye yayılır. Kristalin kütlesi tek bir çekirdeğe göre çok büyük olduğu için geri tepme enerjisi neredeyse sıfıra iner. Böylece gama ışını çok hassas bir enerjiyle yayılabilir ve başka bir çekirdek tarafından rezonans halinde soğurulabilir. işte bu geri tepmesiz yayılma ve soğurma olayı Mössbauer etkisi olarak bilinir.
Bu etki, Rudolf Mössbauer tarafından 1957 yılında keşfedilmiş ve ona 1961 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırmıştır. Bilimsel açıdan önemli olmasının nedeni, atom çekirdeğinin bulunduğu çevreye karşı inanılmaz derecede hassas olmasıdır. Mössbauer spektroskopisi sayesinde bir maddenin manyetik yapısı, kimyasal bağları, kristal düzeni, atomların değerlik durumları ve çekirdeğin çevresindeki elektrik alan değişimleri incelenebilir. Özellikle demir içeren minerallerin, alaşımların ve katı maddelerin yapısını anlamada oldukça güçlü bir yöntemdir.
Özetle Mössbauer etkisi, katı maddelerde gama ışınlarının çok yüksek bir enerji hassasiyetiyle yayılıp soğurulmasını sağlayan özel bir nükleer fizik olayıdır. Bu hassasiyet sayesinde maddenin iç yapısı, atomların çevresi ve manyetik ya da kimyasal özellikleri ayrıntılı biçimde incelenebilir. Bu yüzden Mössbauer etkisi yalnızca fiziğin değil, kimya, malzeme bilimi ve jeoloji gibi alanların da önemli inceleme yöntemlerinden biri haline gelmiştir.