Bu tür söylemler sığ düşünmekten dolayı meydana gelir.
Ayrica; sadece edebiyatı bilim ve felsefe kategorine koymak yanlıştır. Edebiyat bir sanat disiplinidir ve bu yüzden aşağıda bilim, sanat ve felsefe üçlüsü hakkında yorum yazacağım.
Üçü de birbirinden üstün değildir aksine; üçü de birbirine bağlı ve birbirinden faydalanan alanlardır.
Yani düz bir doğru değildir, bir döngü içindedir. Bu şekilde kendi alanlarinda oluşan ürünler sürekli iyi yada kötü olarak gelişir.
Bilim - Sanat - Felsefe
Örnegin;
Frankenstein
Cesetlerin canlandırılması
konusu işlenir.
Burada tıp alanına deginilir ve ütopik bir konu ele alınır.
-spoiler-
Ceset parçalarını birleştiren dr. Frankenstein elektrik vererek yaratığı canlandırır.
Yaratıcısı olan Dr. Frankenstein onu terk eder.
-spoiler-
Felsefe:
Böyle bir (hikayedeki) olayın etik olup olmamasının sorgulanması?
Hikayede asıl canavar Dr. Frankenstein mi yoksa insan olmaya çalışan canavar mi?
Ve bir sürü soru...
Bilim:
Gerçekten cesetleri canlandırmaya çalışmak veya bunun nasıl yapılabileceği hakkında çalışmalar gerçekleştirmek. Olumlu ve olumsuz sonuçlardan ders almak ve makkaleler yayımlamak.
Bu makkalelerden ilham alan sanatçılar üzerine koyarak farklı sanat eserleri üretirler ve döngü devam eder.
Organ nakli gerçekleşir.
Kök hücrelerden organ üretme çalışmaları gerçekleşir.
Robokop, terminatör vs. filmleri çekilir. filmlere hikayeler yazılır, görsel efektler, film müzikleri vs. geliştirilir...
Bütün bunların etikliği, geleceğe dair olabilecekleri, sosyokültürel etkileri tartışılır. Bu döngü sürekli devam eder.
Bu alanlar hakkında bir üstünlük aramak bu yüzden sığ düşünmektir.
Geçmişten günümüze kadar bu üç alanda kendisini ispatlayan toplumlar, ülkeler her zaman güçlü olmuşlardir.
Örnegin; eski Mısır, Sümerler, Antik Yunan, Osmanlı (Özellikle Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleri), Rönesans Avrupası, Fransiz Devrimi.