Orijinal serisinin sıkı takipçisi olarak kurgusuna ve anlatım perspektifine hayran kaldığım bölümlerini paylaşmak istediğim seri.
Paylaşmak istediğim bölümleri seçerken x'teki treker delilerle uzun soluklu bir kavga bana destek oldu.
Tos 3. Sezon 8. Bölüm: For the World is Hollow and I Have Touched the Sky: burada aslında izleyicinin de inancına çarpıcı bir sorgulama metodu geliştiriliyor. Bir gezegen düşünün sonlarının yaklaştığını fark edip uzayda yeni yaşam formu bulunabilmesi adına üstün nitelikli ırklarından bir koloniyi uzay boşluğuna gönderip yapay bir dinle koloninin kurallarını, düzenini ve hedefini belirlesin. işte kaptan kirk ile bu koloninin sadık üyeleri arasındaki diyaloglarla kendinizi kaptan kirk'ün zihninizde bıraktığı soru işaretlerine yanıt verirken bulabilirsiniz.
Tos 2. Sezon 2. Bölüm: Who Mourns for Adonais?
Bu bölümde antik Yunan tanrılarınin üstün uzaylı ırkı olduğu ve beslendikleri enerji kaynaklarıyla muazzam bir güce sahip olmalarının verdiği kuralsız bir egonun insanın çaresiz başkaldırısi anlatılıyordu diye hatırlıyorum. Özellikle bu bölümde ilk defa tricorder'ın güç kaynaklarının keşfinde kullanıldığı bilgisine ilk defa ulaştığımı hatırlıyorum bu açıdan da ilginçti. Bir de tanrilarla kapisiyorlar lan çok garip değil mi.
Tos 1. Sezon 28. Bölüm: The City on the Edge of Forever: bu benim için star trek'in zirvesi. Bölümdeki karakter gelişimlerini ve özellikle mccoy, kirk ve spock arasındaki ilişki ağı ve gerilimin hangi çerçevede olduğunu belirleyen de çok yoğun bir bölüm. Cordrazine denilen adrenalin benzeri maddenin aşırı dozunda deliryumla karsilasabilecegimizi de ilk defa bu bölümden anlayabiliyoruz. Ayrıca geçmişe açılan bir portal kapıyla da ilk defa bu bolumde karsilasiyoruz bugün rick and morty serisinin ana fikri belki de tos 1. Sezon 28. Bolumdeki portal kapıya bağlıdır.
Spock'ın tricorder'ın zaman çizelgesindeki kırılmayı anlamak için icat ettiği mekanizmaya kadar her şeyine bayıldığım bir bölümdü. Sonunu anlatmayayim.