Kaba mânâsıyla “işkence”, biliyorsunuz ki fizikî acı verme…
Sırasında ruhî acı daha fena…
Size canınızı acıtabileceğimi söylemiştim; ama bizimki, operatör neşteri ile katil bıçağı arasındaki farkı yaşatır bir yerde, şifâ dağıtır operatör neşteri…
Nefs ağlarken ruh güler, ten ağlarken ruh güler; ruhun kurtuluşu için, nefs nuhasebesi, bunun işkencesi!..
“Arya” derken, iş müzik bahsine geldi…
Konuşmamdan önce dinlediğiniz “pan fülüt”, yeri gelince vesile kılınarak mesele konuşulacak bir niyete dayalı tertib idi…
Üstadım, bir velîden naklettiği sözle, “zifirî karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik” ifâdesini kullanıyor… Şimdi özellikle hukukçular dikkat etsin…
Tolstoy’un “Kroyçer Sonat” isimli romanındaki bir kahraman şöyle diyor:
— “Nasıl ki bir adamı hipnotize ederek ona cinayet işletmek suç ise, kötü müziğe müsaade etmek niçin suç değil?”
insana belirsiz bir şekilde tesir edişinden müziğin…
Büyük Doğu nizâmında radyo ve televizyondan Kur’ân’a aykırı tek nefes çıkamayacağına göre, güzeli çirkinden tefrik edici estetik idrakından ne haber?.. Ölçüyü biliyorsunuz: “Allah güzeldir, güzeli sever!”…
Ama kaba ve ahmak, bunu şuurlaştıracağı yerde, işin iptaline gider ve “islâm’da müzik yoktur!” der, kestirir atar…
işte şimdi buna benzer bayılacağınız bir kaba mantık örneği vereyim:
— “Bu köpek bir babadır… Bu köpek o adamındır… Öyleyse bu köpek o adamın babasıdır!”
Bu, dışyüz mantığının saçmalamasına bir misâldir…
Kaba saba hüküm kesmeler ve ahmakların beslendiği yer bu noktalardır!..