Bunun 'intihar üzerine' adlı bir makalesine reddiye yazmakla meşgulüm. 1 yıldan fazla oldu. Ama konu çok ağır ve can sıkıcı, moral bozucu. Yaklaşık 150 tane makale okudum ve konuyla ilgili gündemi takip ettim. En ilginç intihar erol köse'nin intiharı. Als hastalığı nedeniyle intihar ediyor.
D.hume makalesinin özeti şu: "bak kardeşim, kimseye karşı sorumlu değilsin, ne tanrı'ya ne topluma ne de kendine. Kimseden korkma, endişelenme. Canın sıkkınsa ve yaşamdan bıkmışsan intihar etmek en 'doğal' hakkın, intihar edebilşrsin" anlamına gelen bir anlatım tarzı var.
Son okuduğum birkaç makale d.hume'un (bazen patavatsızca kullandığı kelimeler yüzünden) suçlamışlar ve makalenin mantık örgüsünün yanlış olduğunu söylemişler. Hume'un umurundaydı sanki mantık örgüsü. iki yıl önce çok sevdiği subay bir akrabasını intihardan vazgeçirmeye çalışıyor ama başarılı olamıyor, bu olay canını çok sıkıyor. Bir de o dönem ingiltere'de hararetli bir intihar tartışması var. intihar edenin durumu ile ilgili ( yani kanunen ve dinen suç işleyip işlemediği) karar verilemiyor. Galiba hume, bu tartışmalara sinirlenip bir hışımla bu makaleyi yazmış. Ama yayınlamaya cesaret edememiş, zaten halihazırda din düşmanı ilan edilmişken kritik durumunu daha da sarsmamak için yayınlamamış. Öldükten sonra yayınlanmasını vasiyet etmiş.
Korkunun üzerine gitmeye çalışıyordu Hume. Her türlü korkuya düşmandı. Ben ona itiraz ederken onun izinden gitmeyi düşünüyorum. Korku her zaman kötü değildir ve çoğu zaman bizi hayatta tutar. Korktuğumuz için tehlikelerden uzak durur, toplum içinde yaşarız. Korkuya düşman olmamak gerekir, korku bizi korur, yani limbik sistemimiz, amigdala yani. Bu bölgesi hasarlı olan bazı insanların tehlikeyi fark edemedikleri ortaya çıkmıştır. Hume'u kendi silahıyla vuracağım.