1981 yılında izmir’de doğdu.
Lisans eğitimini 2003 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı.
Akademik yolculuğuna Ege Üniversitesi’nde devam ederek, 2009 yılında "Alan Yaratmak: Amerikalı Kadın Romancıların Eserlerinde Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Güç" (Creating Space: Gender, Identity, and Power in The Works of American Women Novelists) başlıklı teziyle yüksek lisans derecesini aldı.
Edebiyattaki kadın imgesi ve mekân ilişkisi üzerine kurduğu bu temel, ilerleyen yıllarda hem görsel hem de edebi dünyasına yön verdi.
Doğaya ve kadim bilgiye olan tutkusuyla 2021 yılında Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü’nden mezun oldu.
Meslek hayatına 2003 yılında ingilizce öğretmeni olarak başladı ve eğitmen kariyerini istanbul Üsküdar Bilim ve Sanat Merkezi’nde (BiLSEM) sürdürmektedir.
Yaklaşık 20 yıldır amatör olarak fotoğraf sanatıyla ilgilenmekte, imgelerin gücünü kelimelerle birleştirerek şiir çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürmektedir.
Objektifini insan hikayeleri üzerine odaklayarak fotoğraflarındaki "sureti" yazdığı dizelerin "sırrıyla" harmanlamaya devam etmektedir.
Işığın izinde, Gerçekliğin Ötesinde: Bir Anlam Arayışı Olarak Fotoğraf
Fotoğraf; sadece ışıkla yazılan bir yazı değil, aynı zamanda ruhun dış dünyaya açılan bir penceresidir. Benim için fotoğraf sanatı, deklanşöre basılan o saniyenin çok ötesinde; dünyayı görme, anlama ve en nihayetinde ona yeni bir anlam katma biçimidir.
Teorik olarak fotoğrafı "ışığı an’lama" olarak tanımlasak da, ben bu sanatı sadece görsel ve biçimsel bir uygulamaya ek olarak kadrajıma giren her kare, aslında benim duygularımın, düşüncelerimin ve o ana yüklediğim anlamın bir yansımasıdır.
Sanatın, katı kurallar silsilesine hapsedilemeyecek kadar kutsal ve özgür bir alan olduğuna inanıyorum.
Elbette ışık, kompozisyon ve teknik bilgi bu işin alfabesidir; ancak bu alfabeyi öğrendikten sonra asıl mesele, o harflerle nasıl bir cümle kurduğunuzdur.
Ben, temel teknik disiplinleri bir araç olarak kullanıyor, sonrasında ise kendimi tamamen sanatın özgür kollarına bırakıyorum. Çünkü gerçek ifade gücü, teknik sınırların bittiği ve sanatçının kendi özgür sesini duyurmaya başladığı noktada doğar.
Anlatmak istediğimi herhangi bir kalıba sığdırmadan, en yalın ve en özgür haliyle ifade etmek benim temel prensibimdir.
Sanat yolculuğumda özellikle belgesel fotoğrafçılık ve sokak fotoğrafçılığına duyduğum tutku, beni her zaman hayatın en doğal, en maskesiz anlarına yönlendirdi.
Sokak, bitmek bilmeyen bir hikaye kaynağıdır; belgesel fotoğrafçılık ise bu hikayeleri zamansız kılarak toplumsal bir hafıza oluşturma çabasıdır. Yaklaşık yirmi yılı bulan bu serüvende, hayatın akışını olduğu gibi ama kendi duygu süzgecimden geçirerek kaydetmeye gayret ediyorum.
Bu tutkunun bir sonucu olarak bugüne kadar iki kişisel sergiyle sanatseverlerin karşısına çıktım. Kalbimde çok özel bir yere sahip olan bu çalışma; Anadolu’nun her köşesinde yaşamı tırnaklarıyla kazıyan, emeğiyle güzelleştiren kadınların hikayesine odaklanıyor.
Anadolu kadınlarının o vakur duruşu, içlerindeki sessiz güç ve yüzlerindeki her bir çizginin anlattığı bin yıllık masallar benim kadrajımın merkezindeydi. Onların gücünü ve "Ana-Dolu" ruhunu, sadece birer görüntü olarak değil, birer yaşanmışlık abidesi olarak sunmaya çalıştım.
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı alanındaki akademik geçmişim ve toplumsal cinsiyet üzerine yaptığım çalışmalar, fotoğraflarımdaki alt metinleri besleyen en önemli unsurlar oldu. Edebiyatın imgesel gücüyle fotoğrafın görsel gücünü birleştirerek, izleyiciye sadece bakacağı değil, üzerinde düşüneceği ve bağ kuracağı dünyalar sunmayı hedefliyorum.
Benim için fotoğrafçılık, sonu olmayan bir keşif yolculuğudur. Ve bu yolculukta pusulam; her zaman özgürlük ve insana dair duyulan o bitmek bilmeyen merak olacaktır.