üç ışık

entry21 galeri
    8.
  1. Bir arkadaş, imza yerinde bana dedi ki: "Yaşınıza nisbetle bu kadar eser nasıl oluyor?"... Bu, solcuların da dikkatini çeken ve sözlü takdirlerini yazıya geçirmeyip bahsinden kaçındıkları "ürküten" bir husus; göz hasmını tanır ya...
    O arkadaşın sözü... Bu sempati tavrı mı, buğz tavrı mı?.. Hani, "insanın aklına şüphe geliyor" imâsı mı?..

    Ona anlayabileceği bir şey söylüyorum, diyorum ki:
    "insanın nasıl ki bir vahşi hayvan kovaladığı zaman normal hâlinden daha kuvvetlidir refleksleri ve gücü... O hızla koşamazsınız normal zamanda...
    Korku, şuuru iptal eder ve olağanüstü bir güce çıkarsınız; bunun gibi, fikirde birtakım şeyler tecrit derinliğinde yaşandığı zaman, onun verdiği güç, heyecan ve hız başkadır!"

    Şimdi "tecrit derinliği" filân... Ondan anlamıyor... illâ getiriyor işi, "nasıl yapıyorsunuz?"... Nasıl yapacağım?..
    Biri yazıyor veriyor bana, ben de imzamı atıyorum...
    Sağdan soldan topluyorlar, sağolsunlar... Bunu mu söyleyeyim?..

    Sorduğu soru, üzerine gitmeyi bildiği zaman kendisinin bir sürü islâmî esprilere vakıf olacağı bir sorudur...
    Bin kere yazdık, bin kere söyledik, bin keredir ikâz ediyoruz, olunması gerekene dâir de devamlı söylüyoruz; tecrit diyoruz, konsept diyoruz, işin derinliğine girmeden olmaz diyoruz...

    "Öyle bir yere gel ki, topyekûn dünya irfan verimi senin olsun", diyoruz...
    Tevhid kelimesinin hakikatine dair böyle birtakım çakıntılar duyulduğu ândan itibaren, topyekûn insanlık verimini islâm'a nisbetle izâh edebilmenin diyalektiğini kazanmış oluruz, diyoruz...
    Bunlardan anlamıyorsan, sana ne söyleyeceğim ki?..
    Böyle bir anlayış istidatsızlığında gördüğüm için söylemiyorum bu güzel topluluğunuzu; bunları bir âdâb ve usûl meselesi olarak aktarıyorum...

    salih mirzabeyoğlu - üç ışık sf:35
    0 ...