rezalet ötesi bir fragmana sahip olan dandik bir film. tanım bu. açıklamaya gelecek olursak bu filmi anlayan beri gelsin. başroldeki adamın deniz gezmiş bıyıkları bile filmi kurtarmaya yetmemiş. belli ki yönetmenin solculara kötü bir eleştirisi var, ama nedir? solcular bu toplumu tanımak zorunda mı? kaldı ki solcular bu halkın tüm kültürünü benimsemiş insanlar. o yüzden filmdeki kahramanın böyle bir filmde yer alması, bildiğin bir kötü tuzaktan başka bir şey değil. ayrıca karakterdeki oturmamışlıkda işin cabası. elinden tolstoy düşürmeyen bir entellektüel, birden bire filmin sonlarında kurban kesip alnına sürecek kadar mutasyona uğramış. bir filmdeki kahramanlardaki değişimler her zaman minimumda olur. bu aynı evrim gibi temel kanundur. film ayrıca o kadar saçma bir yapısı var ki, bir tarlanın ortasında başlatıp, birdenbire bir kitapçıya geçiyor, elinde şarapla dolaşan bir kız şarapla kitabı değiştiriyor. yani semih kaplanoğlu, bir köy yerinde böyle bir kültürü anlatıyorsan, o kültürü de yakından bilmen tanıman lazım. köyde elinde şarapla dolaşan bir kız olamaz. bu aptalca bir bakıştır. her şeyi geçtim, arkadaş yumurta ne alaka? bir simge mi, simge ise neyin simgesi? filmle alakası ne?