adım atmanın bile paralı olduğu bu devirde, altın değerinde bilgileri ücretsiz bir şekilde insanlarla paylaşan değerli bir psikolog.
üzerinde en çok durduğu olgu olabilir algısıdır.
ben psikoloğum, ben psikiyatrım diyen eline kamerayı alıyor başlıyor sıkmaya,ben kolay kolay kimsenin fikirlerini dinlemem ama izzet güllü'nün bakış açısının farklı ve faydalı olduğunu düşünüyorum.
bir üstteki yazar kalp merdiven çıkarken de çarpıyormuş şaka gibi yazmış biraz sonra bu konuya da değineceğim.
beynimizi günlük tutarmış gibi değerlendirelim. bize anlamlı ya da anlamsız gelen yaşadığımız her şey ama istisnasız her şey beynimizde kayıt altında tutulur bunu not edelim.
ahmet ve mehmet adında iki tane hayali karakterimiz var.
ahmet evden çıktı otobüs durağına doğru yürüyor birden kalp ritmi yükseldi ve oturup dinlendi kalp çarpıntısı geçince yoluna devam etti ve bu durum üzerinde pek fazla yorum yapmadı.
(belki gerçekten fizyolojik bir problemi vardı bunun için kardiyolojiye gidip muayene olabilir, fiziksel muayene sonucu temiz ise durum büyük oranla psikolojiktir ve ahmet bu durumu kafasına takmadan hayatına devam eder)
mehmet tıpkı ahmet gibi evden çıktı, otobüs durağına doğru yürüyor kalbi tıpkı ahmet gibi birden yüksek ritimde atmaya başladı, mehmet banka oturdu kalp krizi geçirdiğini, biraz sonra öleceğini düşündü ve hastaneye gitti. tetkik sonuçları temiz olmasına rağmen mehmet buna inanmadı ve kalbinin ritminin yüksek attığı her an öleceğini düşünmeye başladı (nur topu gibi anksiyete hayırlı olsun) bu durumda beyin şunu kodladı, kalp ritminin yükselmesi = tehlike = öleceğim algısı.
olgu aynı olgu ama iki insan tarafından değerlendirme çok farklı.
izzet güllü tam bu noktada şunu söyler.
fizyolojik problemlerinizde muayene olun sonucu temiz ise kafaya takmayın geçin.
bu çok ama çok doğru.
beyin salak bir organ değil tek amacı ne olursa olsun bizi hayatta tutmak olan zeki bir organ.
insan beyni odaklandığı şey hakkında veri üretmekte çok iyi bir organ.
beynimizde düşünceler sinyaller aracılığı ile iletilir tehlikeli bir durum yaşamadığında bile tehlikedeymiş gibi düşünür ve davranırsan beyin bu davranışı ve düşünceleri tekrarlar yani sinir iletimini tekrar eder.
mesela tam şuan bu yazımı okurken göz kırptığının farkına varırsan bir süre göz kırptığının farkına varırsın ve bu durum takıntı haline gelir.
tam bu noktada izzet güllü der ki ilgilenmiyorum olabilir.
olabilir kalıbı beyine esneklik sağlar, biz insanlar kalıp halinde öğreniyoruz ve beynimize verileri işliyoruz.
yaşadığımız her şey çok normal ve insani.
çok mutlu geçirdiğimiz bir günü normal, üzüntülü ve sıkıntılı geçirdiğimiz bir günü ise anormal kodluyoruz.
yukarıda değindiğim gibi beyin olumsuzun üzerinde düşünmeye çok daha meyillidir çünkü bize böyle öğretildi.
sürekli mutlu olacağız hiç mutsuzluk olmayacak mutsuzluk kötüdür, mutsuzluk pistir...
evet bugün kötü bir gün geçiriyorum ama olabilir bu benim gerçek benliğimi yansıtmaz diyerekten zihninizden bunu tekrarlarsanız, beyin mutsuz olacağı zaman bunun kalıcı olmayacağını bilir.
bu durumunda normal olduğunu öğrenir ve olumsuz duygu ve düşünceler kalıcı olmaz (aslında olumlu veya olumsuz düşünce diye bir şey yoktur düşünce düşüncedir ama bu başka entry konusu)
ben kendisini tanımadan önce bile bir şekilde bu kafa yapısına eriştim, sonrasında izzet güllü bir şekilde karşıma çıkınca durumu iyice anladım ve içselleştirdim.
kendisini dinleyin, yargılamadan, yorum yapmadan sadece videolarını izleyin.