sene 2010 galiba, ankara'da yaşadığım o tek bir yıl. hocam com diye bi yavru düşürme sitesi vardı o dönemler, bilen bilir, hiç düştüğünü de görmedik de vardı yani. bi gacıyla yazıştık sanat sepet işleriyle uğraşıyormuş, sergi açacakmış, sergide bir sürü ekran koyup o ekranda siyah beyaz insanların görüntülerini ses olmadan gösterecekmiş, ama görüntüde sen aslında konuşuyorsun, sergiyi gezenler sadece ses olmadan senin videonu izliyor falan.
bana saçma sapan bi sürü özel soru sordu, aileden tut, travmalara, anılardan tut eski sevgililere kadar ne varsa, ben de keklik gibi anlattım aslında sanat olaylarıyla öyle pek de bi alakam olmamasına rağmen, belki skişiriz ayağına. lost'u izlemiştim o dönem, sanatla bağım ondan ibaretti yani, motivasyonum bi karının evine gitmekten ibaretti.
neyse sik gibi de performans sergiledim, ne olur lan yaparız sanki nolacak diye başladığım şeyi yaptıkça, daha doğrusu yapamadıkça, karının gözünden de düştük, vermedi de. dünya kadar özelimi kamera karşısında açtığımla kaldım.
ne anlattığımı falan hiç hatırlamıyorum, dışarıda buluştuk eve yürüdük, evde bu boku yedik, sonra ben evden çıktım uzatım, bi daha da bu kızı görmedim. ben de yazmadım yani, öyle bi frekans tutumu gerçekleşmedi.
video bi yerde yayınlandı mı, sergi olayı oldu mu, hiç sanmam ama birinin harddiskinde içerisinde tam olarak ne olduğunu hiç hatırlamadığım 1 saatlik absürt görüntüler eşliğinde konuşmalarımın olması hep kara bi leke gibi üstüme yapıştı kaldı, ara ara aklıma gelir irkilirim. üstüm çıplak, yüzüme pan yapılmış kameraya, sik sok şeyler anlatıyorum. siyah beyaz. hay anası skim ya, yine huzursuzlandım.